Mehmet Akif Ersoy

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında "2018 Yılı Vefa Ödülü"ne layık görülen Mehmet Akif Ersoy, "vatan şairi" ve "milli şair" olarak da Türk insanının kalbindeki yerini koruyor. 

Mehmet Akif Ersoy Vatan Şairi ve Milli Şair

Mehmet Akif Ersoy 20 Aralık 1873' yılında İstanbul'un Fatih İlçesine bağlı Sarıgüzel sinde doğdu. Babası Fatih Camisi medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi, annesi ise Buharalı Emine Şerife Hanımdır.

Ailesinin ilk çocuğu olan Akif'e babası ebced hesabı ile doğum yılına tarih düştüğü için Ragif adını verdi. Fakat bu isim pek kullanılmadığı için annesi ve arkadaşları tarafından Âkif diye çağrıldı. O da sonra bu adı kabullendi.

Mehmet Akif Ersoy dört yaşında Emir Buhari Mahalle Mektebine gönderildi. Ailede aldığı eğitim mekteple takviye edilerek terakkiye başladı. Babası Mehmet Tahir Efendi, oğlunun tahsil ve terbiyesi ile bizzat meşgul oldu. Babasından Arapça dersi alan Ersoy, aynı zamanda Fatih Camisi'nde Farsça derslerini de takip etti.

Mahalle Mektebini ve Fatih Merkez Rüştiyesini bitirdi. Ersoy, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca dillerinde gösterdiği üstün başarıyla ön plana çıktı.

Yüksek Öğrenimi

Rüştiye yıllarında şiire merak duymaya başlayan ve şiir kitaplarına yönelen Ersoy'un okuduğu ilk manzum eser ise Fuzuli'nin "Leyla ve Mecnun"u oldu.

Ersuy'u annesi medreseye göndermek istedi. Fakat babası bu bilgileri kendisi de öğretebileceğinden, onun Mekteb-i Mülkiyenin İdadi kısmına gitmesini arzu etti.

Buna rağmen Akif'i meslek ve mektep seçiminde serbest bırakınca , o da 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. Bunun üzerine sevinen babası cebinde oğlunu idadiye yazdıracak parası olmamasına rağmen kaydını yaptırdı.

Burada da başarılı olan , bunun yanında babasından aldığı Arapça derslerini oldukça ilerletti. Esat Dede isimli hocasından da Farsça dersleri almaya başladı.

Fakat bunlar Şark'a ait dillerdi ve bu asırda Garb'ı bilmemek büyük ayıptı. Kendi kendine Fransızca öğrenmeye koyulan Akif dilden ve diğer derslerden de birinci duruma yükseldi.

Spor'a İlgisi

Mehmet Akif Ersoy bütün bunların yanında bir de güreş'e gidiyordu. Diğer yandan da çeşitli kitaplar okuyarak zaman geçiriyordu ve bu okuma zevki ona yeni bir yetenek kazandırdı:

Mehmed Âkif Mülkiye Mektebinin idadi kısmını bitirdikten sonra, aynı okulun yüksek kısmına girdi.

Babasını 1888'de kaybeden Ersoy'un ertesi yıl büyük Fatih yangınında evleri yok olunca si maddi açıdan zor durumda kaldı.

Usta şair, öncelikle meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak istediği için Mülkiye İdadisi'ni bıraktı. Yeni açılan veteriner yüksekokulunda "Ziraat ve Baytar Mektebi"ne başlayan Ersoy, 1893'te baytarlık bölümünü birincilikle bitirdi.

Okul yıllarında spora da ilgi gösteren Ersoy, başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı.

Âkif'in bu yıllara yenik düşmesi gerekirken, Akif derslerinin yanında güreş, yüzme, yürüme, koşma, taş atma, ata binme gibi sporlarda da önemli başarılara imza attı.

Çalışma Hayatı

Daha sonra sari hayvan hastalıkları işi üzerinde vazifeye başladı ve çeşitli bölgelerde görev yaptı. Bu arada, babasının doğum yeri olan İpek'e gitti ve amcalarıyla görüştü.

Mehmet Akif Ersoy memuriyete başladıktan sonra 1894 yılında Tophane-i Âmire veznedarı Mehmed Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi. Bu izdivacın ilk yılında Cemile adlı bir çocukları oldu.

Cemileden sonra, Feride ve Suadi daha sonrada İbrahim Nedim, Emin ve Tahiri adlı çocukları dünyaya geldi.

Mehmet Akif Ersoy Ailesi, hayatlarının başında tattıkları saadet ve mutluluğu, tevekkül ve samimiyetleri sayesinde hayatlarının sonuna kadar taşıyabilen nadir ailelerden biri durumuna geldiler.

Akif, 1906 yılında Halkalı Ziraat Mektebinde hocalık yapmaya başladı. Daha sonra Çiftçilik Makinist Mektebinde de dersler verdi.1908'de Darülfünun Umumi Edebiyat müderresliğine tayin edildi.

Mehmet Akif Ersoy'un şiire olan ilgisi, okulun son iki yılında giderek artarken, çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayımlandı, bilinen ilk matbu eseri ise "Hazine-i Fünun" mecmuasında 1893'te yayımlanan bir gazel oldu.

"Tophane-i Amire" veznedarı Mehmet Emin Bey'in kızı İsmet Hanım'la 1898'de evlenen ve 3 kız, 3 erkek çocuğu olan Ersoy'un oğullarından biri, henüz 1,5 yaşındayken vefat etti.

Şiir yazarak ve öğretmenlik yaparak edebiyat alanındaki çalışmalarına devam eden Ersoy'un neşriyat dünyasına girişi, daha çok 1908'de "İkinci Meşrutiyet"in ilanıyla başladı.

Ersoy, arkadaşları Eşref Edip ve Ebül'ula Mardin'in çıkardığı ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan "Sırat-ı Müstakim" dergisinin başyazarı oldu.

Bütün şiirlerini Safahat'ta topladı

Şiirlerini 7 kitaptan oluşan "Safahat" adlı eserinde toplayan Ersoy, 1911'de yazdığı ilk bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini, 1912'de yazdığı "Süleymaniye Kürsüsünde" adlı ikinci kitapta da Osmanlı aydınlarını anlattı. "Halkın Sesleri" adlı üçüncü bölümü 1913'te kaleme alan Ersoy, "Fatih Kürsüsünde" isimli eserini ise 1914'te yazdı.

Ersoy, 1917 tarihli "Hatıralar" ile I. Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli "Asım"ın ardından 7. bölüm olan "Gölgeler"i 1933'te tamamladı.

Yoğun ısrarlar sonucu Kur'an-ı Kerim'i Türkçe'ye tercüme etmeyi kabul eden Ersoy, 6-7 sene üzerinde çalışmasına rağmen sonuçtan memnun kalmayarak imzaladığı anlaşmayı feshetti.

Mehmet Akif Ersoy, "İstiklal Marşı"nı Türk milletine armağan ettiği için "Safahat" isimli eserine koymadı.

Vefatının ardından "Safahat" eserini Ömer Ziya Doğrul ve M. Ertuğrul Düzdağ yeniden bastı. Ersoy'un, "Kur'an'dan Ayet ve Hadisler" ile "Mehmet Akif Ersoy'un Makaleleri" adlı çalışmaları da hayatını kaybettikten sonra okuyucuyla buluştu.

Mehmet Akif Ersoy Birinci Meclis'te milletvekili seçildi

Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisi'ne seçilen Ersoy, 1921'de Ankara Taceddin Dergahı'na yerleşti.

İstiklal Marşı yarışmasına 500 lira ödül verileceği için katılmayan şair, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası ve arkadaşı Hasan Basri Bey'in teşvikiyle kalemi eline aldı ve yazmaya başladı.

Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey'in Meclis'te okuduğu ayakta alkışlanan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de "Milli Marş" olarak kabul edildi. Ersoy, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna bağışladı.

Kurtuluş Savaşı ve zafer sonrası uzunca bir süre Mısır'da yaşayan ve orada Türkçe dersleri veren Ersoy, 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a döndü.

Mısır'dan hasta ve yorgun olarak dönen ve Abbas Halim Paşa'ya ait Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nın dördüncü katındaki dairede kalan Ersoy, 27 Aralık 1936'da hayata gözlerini yumdu.

İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği kabri, Edirnekapı Şehitliği'nde bulunuyor.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında "2018 Yılı Vefa Ödülü"ne layık görülen Akif, "vatan şairi" ve "milli şair" olarak da Türk insanının kalbindeki yerini koruyor.

Mehmet Akif Ersoy Biyografisi

  • 1873 yılında İstanbul'da doğdu.
  • 1885'te Rüştiyeyi bitirdikten sonra dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu.
  • 1888-1889 Babasını kaybetti. Ertesi yıl büyük Fatih yangınında evleri yok olunca ailesi maddi açıdan zor durumda kaldı.
  • 1893; Bilinen ilk matbu eseri "Hazine-i Fünun" mecmuasında yayımlanan bir gazel oldu.
  • Mülkiye İdadisi'ni bırakarak başladığı "Ziraat ve Baytar Mektebı"nde baytarlık bölümünü birincilikle bitirdi.
  • 1908; İlk sayısı 27 Ağustos'ta yayımlanan "Sırat-ı Müstakim" dergisinin başyazarı oldu.
  • 1911'de "Safahatın ilk bölümü, 1912'de "Süleymaniye Kürsüsünde" eseri yayımlandı.
  • "Halkın Sesleri" adlı üçüncü bölümü 1913'te kaleme alan Ersoy, "Fatih Kürsüsünde" isimli eserini ise 1914'te yazdı.
  • 1920; Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisi'ne seçildi.
  • 1921; Ankara Taceddin Dergahı'na yerleşti.
  • İstiklal Marşı yarışmasına 500 lira ödül verileceği için katılmayan şair, yakın çevresinin ısrarı üzerine şiir'i yazmaya başladı.
  • İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de "Milli Marş" olarak kabul edildi.
  • Ersoy, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna bağışladı.
  • 1936; Kurtuluş Savaşı ve zafer sonrası uzunca bir süre Mısır'da yaşayan ve orada Türkçe dersleri veren Ersoy, 17 Haziran'da tedavi için İstanbul'a döndu.
  • 27 Aralık'ta Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda hayata gözlerini yumdu.