Sitede 7926 kişi varçok bulutluAğrıÇok bulutlu3.8°C

'Uyku bozukluğu, fibromiyaljinin en sık karşılaşılan belirtilerinden biri'

İSTANBUL - Medicana Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ahmet Çapar, fibromiyaljinin, kireçlenmeden sonra en sık gözlenen romatizmal hastalık olduğunu belirterek, "Kadınlarda 8-10 kat daha fazla gözlenmektedir. fibromiyalji, nedeni tam olarak belirlenemese de ailesinde bu hastalığı olanlarda görülme riski 8 kat daha fazladır. Uyku bozukluğu da hastalığın en sık karşılaşılan belirtilerinden biridir." ifadelerini kullandı.

Medicana'dan yapılan açıklamada, fibromiyaljinin; yaygın vücut Ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu, sabahları eklem sertliği ve baş ağrısı gibi birçok şikayetin eşlik ettiği ve sebebi tam belli olmayan bir hastalık olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ahmet Çapar, fibromiyaljinin, kireçlenmeden sonra en sık gözlenen romatizmal hastalık olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Kadınlarda 8-10 kat daha fazla gözlenmektedir. Fibromiyalji, nedeni tam olarak belirlenemese de ailesinde bu hastalığı olanlarda görülme riski 8 kat daha fazladır. Belirtilerine bakıldığında tespiti iyi yapmak gerekmektedir. Genellikle bu hastalığa yakalananlar, ağrılarının vücudun bir yerinden başlayıp yayıldığını söylemektedir. Bu ağrılar genellikle yanıcı, sızlayıcı ağrılardır.

Uyku bozukluğu da hastalığın en sık karşılaşılan belirtilerinden biridir. Düzensiz uykudan dolayı bireyin duygu durumunda değişimler yaşanabilmektedir. Bunların yanı sıra dengesizlik hissi, Migren benzeri baş ağrıları, kulak çınlaması, ellerde, ayaklarda şişlik hissi, karın ağrısı ve tuvalete çıkma alışkanlıklarında değişiklik gibi belirtiler de görülebilmektedir. Hastalarda bu belirtilerin tamamı bir anda görülmeyebilir ya da belirtiler kişiden kişiye değişebilir. Ancak büyük çoğunlukta ana belirti, ağrı ve sabah yorgun, dinlenmemiş uyanmadır."

- "Fizik tedavi başvurulması gereken branşların başında"

Dr. Ahmet Çapar, fibromiyaljinin teşhisinin zor olduğunu vurgulayarak, "Bu hastalığa özgü bir test bulunmamaktadır. Ancak bu hastalıkta belirtilerin 3 aydan daha uzun süredir devam ediyor olması gerekmektedir. 18 noktanın en az 12'sinde (ensede baş-boyun geçiş noktası, önde iman tahtasının yanı, omuz başları, dirsek dış yüzü, kürek kemiğinin iç yüzleri, bel kalça geçiş noktası, kalçada dış yan dış, diz iç kısımları ve benzeri) ağrıya hassas olunması temel şarttır." ifadelerini kullandı.

Hastanın şikayetlerinin yanı sıra yapılacak tetkiklerin de hastalığın belirlenmesinde önemli olduğuna işaret eden Çapar, hastalığın teşhisinde birden çok branştan destek alınması gerektiğini, fizik tedavinin başvurulması gereken branşların başında geldiğini, devamında doktor yönlendirmesiyle çeşitli branşlardan yararlanılabileceğini aktardı.

Çapar, "Fibromiyaljinin tedavisinde süreklilik ve istikrar çok önemlidir. Doğru teşhis konulmaz ise farklı bir hastalığın tedavisine başlanmış olur ve hasta gereksiz bir ilaç yükü altında ek sorunlarla karşılaşabilir. Bu durum fibromiyaljinin kronikleşmesine de neden olabilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Fibromiyalji hastalarının ilaç tedavisine ek olarak günlük hayatlarında da birtakım değişiklikler yapması gerektiğini belirten Çapar, stresten arındırılmış, düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve düzenli uyku tedavisinin en önemli anahtarlar olduğunu vurguladı.

- Kişiye özel uygulanan tedavi seçenekleri

Medicana Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Çapar, kişiye özel uygulanan tedavi seçenekleri arasında PRP uygulamaları, ozon tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programlarından biri ya da hepsinin birlikte uygulanabileceğini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Özellikle son dönemlerde ozon terapi yöntemi ile fibromiyalji hastalığında dokuların oksijenizasyonu ve daha fazla kanlanması sağlanarak yaygın ağrı tedavisi sağlanabilmektedir. Fibromiyaljide temel sorun kasların, dokuların oksijenlenme ve kanlanmasında kılcal damar düzeyinde yetersizliktir. Bunun yanında uzun süredir hissedilen kronik ağrının sebep olduğu omurilik ve beyin düzeyinde ağrıyı algılayan merkezlerin aşırı hassas hale gelmesine neden olan serotonin, dopamin dengesinin düzenlenmesini sağlar."(AA)

Yorum Ekle