ELAZIĞ - İSMAİL ŞEN - Elazığ'ın kültürel mirası arasında yer alan Harput musikisi ile yöresel halk oyunları, "Geleneksel Kürsübaşı Geceleri" etkinlikleriyle gelecek nesillere aktarılıyor.
Elazığ Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğünce düzenlenen etkinliklerde, anonim türküler, hoyratlar ve gazellerden oluşan Harput musikisi icra edilirken, halk oyunları gösterileri de sahneleniyor.
Müdürlük bünyesinde oluşturulan kürsübaşı topluluğu ve halk oyunları ekibi, haftada bir gün Harput Musiki Müzesi'nde ve çeşitli özel programlarda performans sergiliyor.
KÜLTÜREL MİRAS GELECEK NESİLLERE AKTARILIYOR
Elazığ Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Karaaslan, klasik belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra kültürel ve sanatsal faaliyetlere önem verdiklerini belirtti.
Karaaslan, kürsübaşı gecelerinin yalnızca bir eğlence değil, aynı zamanda kültürel aktarım ortamı olduğunu ifade ederek, "Kürsübaşı sadece musiki ya da eğlence meclisleri değil, aynı zamanda kültür aktarımının yapıldığı, masalların, hikayelerin, cenk hikayelerinin, peygamber kıssalarının anlatıldığı ve yeni kuşakların bir nevi eğitildiği meclislerdir" dedi.
Bu geleneğin yaşatılması için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini dile getiren Karaaslan, "Şehirler kültürleriyle yaşar, medeniyetleriyle var olur ve geleceğe umutla bakar" ifadesini kullandı.
Karaaslan, Harput musikisinin Türk sanat müziği enstrümanlarıyla icra edilmesinin öne çıkan özelliklerinden biri olduğunu kaydetti.
HALK OYUNLARI GELENEĞİ DE YAŞATILIYOR
Kürsübaşı topluluğunda halk oyunları eğitmeni Sami Yeşilkaya ise Elazığ'a özgü oyunların büyük bölümünün Harput ve Palu yörelerine ait olduğunu belirtti.
Toplam 23 farklı oyun bulunduğunu aktaran Yeşilkaya, "Oyunlarımızın birçoğu da yaşanmış hikayeleri ve olayları anlatır" dedi.
Yeşilkaya, özellikle "Çayda Çıra" oyununun ulusal ve uluslararası alanda tanındığını belirterek, bu oyunun "mumlu dans" olarak bilindiğini ve farklı organizasyonlarda sergilendiğini ifade etti.
Kürsübaşı gecelerinde halk oyunlarının da icra edildiğini kaydeden Yeşilkaya, bu etkinliklerin geçmişte kışın eyvan odalarında, yazın ise bahçelerde, düğünlerde ve özel günlerde gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.