Ağrı'da yaşayan Ahmet Özdemir, geçirdiği iş kazası sonucu belinden sakatlanmasının ardından başladığı çerçilik mesleğini, 2002 model kapalı kasa aracıyla Ağrı ve çevre illerin köylerini dolaşarak yaklaşık 30 yıldır sürdürüyor.

Hayatı boyunca inşaat işçiliği, hamallık, çobanlık ve çiftçilik gibi beden gücü gerektiren işlerde çalışan Özdemir'in yaşamı, gençlik yıllarında inşaatta geçirdiği kazayla değişti. Belinden sakatlanarak ağır işlerde çalışamaz hale gelen Özdemir, geçimini sağlayabilmek için çerçilik yapmaya başladı.

Geleneksel olarak at arabalarıyla yapılan çerçiliği motorlu aracıyla sürdüren Özdemir, aracının kasasına yüklediği züccaciye, giyim, nevresim, oyuncak ve farklı ihtiyaç ürünlerini kırsalda yaşayan vatandaşlara ulaştırıyor.

Ağrı Ve Çevre İllerde Köy Köy Dolaşıyor

Ağrı merkezden yola çıkan Özdemir; Eleşkirt, Doğubayazıt, Taşlıçay, Patnos, Hamur, Tutak ve Diyadin ilçelerinin yanı sıra Kars'taki köyleri de dolaşıyor.

Ürünlerini yerleşim merkezlerinden uzakta yaşayan vatandaşlara ulaştıran Özdemir, mesleğinin günümüzde de sürdüğünü belirterek, kendisini "modern çerçi" olarak tanımlıyor.

Özdemir, "Ben de çerçiyim. Benim ismim de çerçidir. Şu an at arabalarıyla bu işi yapan amcalar hâlâ var. Ben de küçük, eski model 2002 model aracımla çok şükür iyi kötü geçiniyoruz." dedi.

Aracı Hem Dükkânı Hem Evi Oldu

Artan yakıt giderleri nedeniyle her akşam evine dönmesinin ekonomik olmadığını anlatan Özdemir, çıktığı bazı yolculuklarda günlerce, zaman zaman da bir hafta boyunca köylerde kalıyor.

Geceyi aracında geçiren Özdemir, yanında taşıdığı tüple yemeğini hazırladıktan sonra ertesi gün satışlarına devam ediyor.

Özdemir, çalışma düzenini şöyle anlattı:

"Bazen gidiyorum, iki gün gelmiyorum. Arabanın içinde kalıyorum. Arabanın içinde tüpüm ve yemeğim var. Her gün dolaşıp eve gelirsem beni kurtarmaz. Bazen bir hafta gelmiyorum. Bu şekilde geçinip gidiyoruz."

Köylünün İhtiyacını Veresiye Karşılıyor

Özdemir'in köylülerle kurduğu ticari ilişki büyük ölçüde karşılıklı güvene dayanıyor. Vatandaşların ihtiyaç duyduğu ürünleri parası eksik olsa da veresiye veren Özdemir, ödemeleri köylünün gelir elde ettiği dönemlerde alıyor.

Kırsalda yaşayan vatandaşların geçimini çoğunlukla hayvancılık, süt, peynir ve yün gibi ürünlerden sağladığını belirten Özdemir, köylünün her zaman nakit paraya ulaşamadığını söyledi.

"Veresiye olmasa zaten yapamayız." diyen Özdemir, "Bazen bakıyorsun 100 lirası, bazen 500 lirası eksik kalıyor. Her köyde bize borcu olanlar var. Veriyoruz, yapacak bir şey yok. Vermesek bu çark dönmez. Her zaman para bulunmuyor." ifadelerini kullandı.

"Onlar Kazanınca Bize Ödüyor"

Köylülerin hayvan, peynir veya yünden gelir sağladığında borcunu ödediğini anlatan Özdemir, hem kendisinin hem de müşterilerinin birbirine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Özdemir, "Onlar hayvancılıktan, peynirden veya yünden kazanıyor. O para gelirse buradan bir şeyler alıyor. Gelmezse ben de açım, onlar da açtır." diye konuştu.

"Ekmeğin Peşinden Gidersen Ekmek Sana Gelir"

Belindeki rahatsızlığa, uzun yolculuklara ve artan giderlere rağmen çalışmayı sürdüren Özdemir, geçimini sağlayabilmek için çaba göstermek gerektiğini söyledi.

Hayata bakışını anlatan Özdemir, "Sen ekmeğin peşinden gidersen her türlü ekmek sana gelir. Gitmezsen, evde yatarsan zaten ekmek gelmez." sözleriyle çalışma azmini özetledi.

VİDEO

Kaynak: İLKHA