AĞRI - Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan ve 5 bin 137 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı, yılın her mevsiminde yerli ve yabancı dağcıları ağırlıyor.
Dünyada en fazla tırmanış yapılan dağlar arasında yer alan Ağrı Dağı'na, başta Avrupa olmak üzere farklı ülkelerden gelen dağcılar ile Türkiye'nin çeşitli illerinden sporcular geliyor.
Tırmanışa katılan dağcılar, hazırlıklarını tamamladıktan sonra Çevirme mezrasından yürüyüşe başlıyor. Taşıyabilecekleri malzemeleri yanlarına alan dağcılar, diğer eşyalarını atlarla taşıyarak rehberler eşliğinde 3 bin 200 rakımdaki ilk kamp alanına ulaşıyor.
Burada dinlenerek yüksek rakıma uyum sağlayan ekipler, ikinci gün sabah saatlerinde yürüyüşe devam ederek 4 bin 200 rakımdaki ikinci kamp alanına varıyor. Dağcılar, burada dinlendikten sonra gece saatlerinde zirve tırmanışına başlıyor.
Üçüncü günün sabahında buzullar üzerinde yürüyerek zirveye ulaşan dağcılar, bir süre burada vakit geçirdikten sonra inişe geçiyor. İkinci kamp alanında dinlenen ekipler, ardından ilk kamp alanına ulaşıyor ve sonrasında Çevirme mezrasına inerek tırmanışı tamamlıyor.
Zirve tırmanışları dört gün sürerken, faaliyetlerin kentin tanıtımına ve ekonomisine katkı sağladığı belirtiliyor.
Rehber Yıldırım Seçmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ağrı Dağı'na olan uluslararası ilginin arttığını ifade ederek, "Buraya ulaşım çok kolay ve lojistik çok iyi. Bu nedenle yıllık binlerce dağcı zirve yapıyor ya da faaliyetler için dağa geliyor. Buraya gelen dağcılar, kamp alanlarında en iyi şekilde karşılanıyor. Yemek, kahvaltı ve ikramlarda bulunuluyor." dedi.
Belçika'dan gelen dağcı Thomas Walker da zirve tırmanışı için bölgede bulunduğunu belirterek, organizasyondan memnun olduğunu söyledi.
İranlı rehber Ali Mirzayi ise Ağrı Dağı'nın ülkesindeki dağcılar arasında ilgi gördüğünü ifade ederek, her yıl gruplar halinde bölgeye geldiklerini dile getirdi.
Doğa tutkunu Kübra Tuna, tırmanışın zorlu olduğunu ancak zirveye ulaşmanın önemli bir deneyim sunduğunu belirtti.
Serdar Sak da 4 bin 200 rakımdan sonra yürüyüşün zorlaştığını, zirveye ulaşıldığında ise yorgunluğun azaldığını kaydetti.
























