ELAZIĞ – Osmanlı dönemine ait yaklaşık 126 yıllık hat levhasının, “dival işi” tekniğiyle işlendiği ve daha önce literatürde yer almayan kadın sanatçı Vasfiye Hanım’ın imzasını taşıdığı bildirildi.
Bir müzayededen Doç. Dr. İlyas Kayaokay tarafından satın alınan hat levhasının, kadife zemin üzerine altın sırma iplikle işlendiği ve kullanılan tekniğin Kâbe örtüsündeki yazıların işlenmesinde kullanılan yöntemle benzerlik gösterdiği belirlendi.
İncelemelerde bulunan Doç. Dr. İlyas Kayaokay, Hicri 1318, miladi 1900-1901 tarihli eserin yaklaşık 40x31 santimetre ölçülerinde olduğunu belirtti. Kayaokay, yüzeye yerleştirilen altın sırma ipliğin ince dikişlerle sabitlendiğini ve bu yöntemle yazıya hafif kabartmalı bir görünüm kazandırıldığını ifade etti.
Kayaokay, söz konusu tekniğin Osmanlı nakış sanatında "dival işi" olarak bilindiğini aktararak, "Bu teknikte yüzeye yerleştirilen ipliğin ince dikişlerle sabitlenmesiyle oluşturulur. Böylece yazı yüzeyde hafif kabartmalı bir görünüm kazanır." dedi.
Tekniğin kökeninin Selçuklulara kadar uzandığını belirten Kayaokay, "Maraş'tan gelen iki gelin tarafından Osmanlı sarayına yayıldığı için 'Maraş işi' olarak da bilinen bu teknik, sancaklarda, türbe örtülerinde, tekke levhalarında ve Kur'an bohçalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Aynı yöntem, Kâbe örtüsündeki yazıların işlenmesinde de görülmektedir." ifadelerini kullandı.
Levhanın sanat tarihi açısından önemine değinen Kayaokay, eserin alt kısmındaki ketebeye göre Vasfiye Hanım tarafından yazıldığını belirtti. Kayaokay, "Osmanlı döneminde kadın hattat ve nakkaşların faaliyet gösterdikleri bilinmekle birlikte imzalı eser sayısı yok denilecek kadar azdır. Bu nedenle levhanın kadın sanatçı adı taşıyan tarihli bir örnek olması ayrıca kıymetlidir." dedi.
Eserde yer alan beyitin divan edebiyatında sıkça kullanılan ve şairi bilinmeyen bir metin olduğunu ifade eden Kayaokay, beyitte ilahi adalet vurgusunun yer aldığını aktardı.
Kayaokay, Vasfiye Hanım isminin daha önce kaynaklarda yer almadığını belirterek, "Dolayısıyla bu levha sayesinde daha önce kaynaklarda adı geçmeyen bir kadın nakkaş yahut hattat gün yüzüne çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu.