Yük mühendisliği sektörünün temsilcileri, 7-9 Nisan'da düzenlenecek LES-EXPO 2026 Avrupa-Asya-Afrika Yük Mühendisliği Hizmetleri Fuarı'nda bir araya gelecek.

Yük Mühendisliği Birliği'nden (YMB) yapılan açıklamaya göre, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek etkinlikte, yük mühendisliği hizmetleri sektörünün sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve enerji dönüşümünde geldiği nokta ortaya konulacak.

LES-EXPO 2026'nın, üç kıtadan 200'ü aşkın katılımcı firma ve 10 bini aşkın sektör profesyonelini bir araya getirmesi, ayrıca 10 milyon avroluk ekonomik etki oluşturması bekleniyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen YMB Başkanı Ahmet Altunkum, enerji dönüşümünün yalnızca üretim teknolojileri üzerinden okunmasının eksik kalacağını belirterek, yük mühendisliğinin sürecin kritik ama çoğu zaman görünmeyen bileşenlerinden biri olduğunu ifade etti.

Bir rüzgar türbininin ya da enerji depolama sisteminin sahaya ulaşması ve kurulmasının başlı başına yüksek mühendislik gerektiren bir süreç olduğunu anlatan Altunkum, şu bilgileri verdi:

"Yük mühendisliği, yatırımların karbon hedefleriyle uyumlu, güvenli ve zamanında hayata geçirilmesini sağlayan temel altyapıdır. Bugün rüzgar enerjisi projelerinde kullanılan kanat uzunlukları 100 metreyi, kule ağırlıkları 1500 tonları aşarken, offshore projelerde tek parça modüllerin ağırlığı 2-4 bin ton seviyelerine ulaşıyor. Bu ölçekteki yükler klasik yöntemlere nazaran detaylı mühendislik hesapları, dijital simülasyonlar ve özel ekipmanlar kullanılarak taşınıyor."

- "Dijital simülasyon çalışmaları, sektörün çevresel etkisini doğrudan azaltıyor"

Yük mühendisliği hizmetlerinin kendi operasyonlarını icra ederken de daha az karbon salımı ve daha temiz enerji kullanımı kriterlerine uyum sağlamaya başladığına dikkati çeken Altunkum, "Bir rüzgar santralinin karbon ayak izi, sadece ürettiği temiz enerjiyle değil, kurulum sürecinde yapılan planlamayla da doğrudan bağlantılı. Daha az fosil yakıt tüketen ekipmanlar, optimize edilmiş güzergah planlamaları ve dijital simülasyon çalışmaları, sektörün çevresel etkisini doğrudan azaltıyor." değerlendirmesini yaptı.

Ağır taşıma veya kaldırma operasyonunun, geçmişe kıyasla yüzde 5-10 daha az yakıt tüketerek planlanabildiğini belirten Altunkum, dijital ikizler ve simülasyonlar sayesinde saha denemelerinin minimize edildiğini, bunun da zaman ve enerji tasarrufu sağladığını aktardı.

Altunkum, sektörde bir projede yapılan doğru mühendislik planlamasının, ortalama 20-80 tonluk karbon salımının önüne geçebildiğini vurgulayarak, "Yeni nesil vinç sistemleri, modüler taşıyıcılar ve hibrit çözümler sayesinde, büyük ölçekli projelerde operasyonel verimlilik artarken çevresel etki de azalıyor. Bu dönüşüm, yük mühendisliğini enerji dönüşümünün sadece bir destekçisi değil, doğrudan bir hızlandırıcısı haline getiriyor." ifadelerine yer verdi.

Altunkum, offshore rüzgar projelerinin yük mühendisliği açısından çok daha karmaşık süreçler içerdiğini, söz konusu projelerde binlerce ton ağırlığındaki temel, kule ve türbin bileşenlerinin deniz koşullarında taşındığını ve monte edildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Yapılan her mühendislik hatası, ilave maliyetlerin yanı sıra ciddi çevresel riskleri de beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle yük mühendisliği, offshore yatırımlarda sürdürülebilirliğin en kritik güvenlik katmanlarından biri olacak. Türk yük mühendisliği firmalarının ise önümüzdeki dönemde, bu alanda küresel ölçekte rekabete girerek, yurt içi ve yurt dışında hayata geçirilecek projeler kapsamında büyük ölçekli offshore çalışmalarda görev alması ve uluslararası çevresel ile operasyonel standartlara uygun çözümler sunması öngörülüyor."

Türkiye'de yük mühendisliği hizmetlerinin operasyonel kapasitesine ek olarak ekonomik boyutuyla da stratejik bir konumda bulunduğunu ifade eden Altunkum, Türkiye'de halihazırda 15 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşan sektörün, gelecek 10 yıl içinde enerji dönüşümü ve yenilenebilir yatırımların etkisiyle 50 milyar dolara yükselebilecek potansiyelinin olduğuna dikkati çekti.

Altunkum, "Yük mühendisliği, büyürken çevresel ve operasyonel riskleri azaltmak zorunda olan bir sektör. Bizim için sürdürülebilirlik, daha fazla iş yapmak değil, her projeyi daha az kaynakla, daha yüksek güvenlikle daha düşük çevresel etkiyle tamamlamak anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.

AA