YEŞİM YÜKSEL - İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve TerrArctic Mega Grand Projesi Bilimsel Direktörü ve Araştırma Lideri Prof. Dr. Orhan İnce, tarımsal faaliyetler amacıyla drenaj uygulanan turbalıkların yıllık 1,5 ila 2 milyar ton karbondioksit eşdeğeri salıma yol açtığını söyledi.

Sulak alanlarda yetişen bitki artıklarının katmanlar şeklinde yığılmasıyla binlerce yılda oluşan turbalıklar, aynı zamanda karbon depolayan alanlar olarak biliniyor.

Norveç Biyoekonomi Araştırma Enstitüsü (NIBIO) tarafından yayımlanan "Su seviyelerinin yükselmesi, Kuzey'deki ekili turbalık alanları karbondioksit yutağına dönüştürebilir" başlıklı çalışma, yer altı su seviyesini toprak yüzeyinin 25-50 santimetre altına yükselterek bu seviyede tutmanın sera gazı emisyonlarını büyük ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, 2022 ve 2023 yıllarında Kuzey Norveç'teki Pasvik Vadisi'nde bulunan NIBIO istasyonunda kapsamlı bir saha çalışması yaptı.

Bulgulara göre, Pasvik'teki turbalık alanda drenaj yapıldığında, güneydeki diğer ekili turbalık alanlarla yaklaşık aynı miktarda karbondioksit salımı gerçekleşirken, yer altı suyu seviyesinin yüzeyin 25-50 santimetre altında olduğu durumlarda ise salımlar önemli ölçüde azaldı.

Daha yüksek yer altı suyu seviyelerinde metan ve azot oksit emisyonlarının da daha düşük olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, toprak sıcaklığının 12 derecenin üzerine çıkmasıyla mikrobiyal aktivitenin arttığını da gözlemledi.

- Tarımsal aktivitelerin etkisi

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Orhan İnce, tarımsal drenaj nedeniyle meydana gelen değişimlerin turbalıkları karbon yutağından, karbon kaynağına dönüştürdüğünü ifade etti.

Dünya kara alanının yaklaşık yüzde 3'ünü kapsayan turbalıkların, toprak karbonunun yaklaşık 3'te 1'ini barındırdığını ve depolanan karbon miktarının yaklaşık 500 ila 600 milyar ton düzeyinde olduğunu aktaran İnce, tarımsal amaçlı yapılan drenaj sonrası hektar başına yılda onlarca ton karbondioksit eşdeğeri emisyon oluşabildiğini vurguladı.

- Turbalıkların karbon tutma rolü

Kuzey kuşaktaki turbalıkların genellikle permafrost ile birlikte bulunduğunu ve permafrost-turbalık sistemlerinde depolanan karbon miktarının yaklaşık 1300 ila 1600 milyar ton olarak tahmin edildiğini belirten İnce, burada meydana gelecek bir çözülmenin ciddi karbon salımı riski taşıdığını kaydetti.

Turbalıkları, binlerce yılda biriktirdikleri karbon stokunu depoda tutarak iklim değişikliğini sınırlayan doğal karbon yutakları olarak nitelendiren İnce, "Ancak drenaj ve kurutma ile oksijen girişi arttığında mikrobiyal ayrışma hızlanır ve depolanan karbon, karbondioksit olarak atmosfere salınır. Bilimsel çalışmalar, restore edilen turbalıklarda sera gazı emisyonlarının yüzde 50 ila 90 oranında azaltılabildiğini ve küresel ölçekte turbalık restorasyonunun yılda yaklaşık 0,8 ila 1,2 milyar ton karbondioksit eşdeğeri emisyonun önlenmesine katkı sağlayabileceğini göstermektedir." dedi.

- Turbalıklarda drenaj riski

İnce, drenaj yapılan topraklarda meydana gelen sera gazı emisyonu değişimlerini şöyle anlattı:

"Uluslararası ölçümlere göre drenaj yapılmış turbalıklarda sera gazı emisyonları hektar başına yılda yaklaşık 20 ila 40 ton karbondioksit eşdeğeri düzeyine ulaşabilmektedir. Birleşmiş Milletler Çevre Programına göre, drenaj ve tarımsal kullanım nedeniyle bozulan turbalıklardan kaynaklanan küresel emisyonlar yılda yaklaşık 1,5 ila 2 milyar ton karbondioksit eşdeğeri olup bu miktar insan faaliyetlerinden kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 4 ila 6'sına karşılık gelmektedir. Drenaj ayrıca turbanın oksidasyonu sonucu toprak çökmesine, su rejiminin bozulmasına, taşkın ve kuraklık risklerinin artmasına ve turbalık ekosistemlerine özgü biyolojik çeşitliliğin kaybına neden olmaktadır."

Geleneksel drenaj temelli tarımın, karbon depolama fonksiyonunu ortadan kaldırdığını ancak, "yeniden ıslatma" (rewetting) ve "ıslak tarım" (paludikültür) gibi yaklaşımlarda yer altı su seviyesinin yüzeye yakın tutulması ve oksijenin turbaya ulaşmaması nedeniyle saz, kamış, turba yosunu ve suya toleranslı bitkiler yetiştirilebileceğini dile getiren İnce, yeniden ıslatma yaklaşımı sonrasında karbondioksit emisyonlarının belirgin şekilde azaldığını aktardı.

Orhan İnce, yeniden ıslatma yönteminde bazı durumlarda metan emisyonlarında geçici artış görülebileceğine, fakat 100 yıllık zaman ölçeğinde toplam sera gazı etkisinin net olarak azaldığına değindi.

- Turbalıkların korunmasına yönelik öneriler

Yer altı su seviyesinin, turbalıkların karbon dengesini belirleyen en kritik faktör olduğuna dikkati çeken İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yüksek su seviyesi oksijensiz koşullar oluşturarak karbon birikimini sağlarken, su seviyesinin düşmesi oksijen girişine, hızlı ayrışmaya ve karbondioksit salımına neden olur. Bu nedenle turbalıkların korunmasında sadece alanın değil, hidrolojik dengenin korunması da gereklidir. Turbalıkların korunması için yeni drenaj projeleri durdurulmalıdır. Bozulmuş turbalıklar yeniden ıslatılmalı ve su seviyesi yükseltilmelidir. Islak tarım gibi su seviyesini koruyan üretim sistemleri teşvik edilmelidir. Kuruyan turbalıklarda yangın riskine karşı erken uyarı ve aktif yönetim uygulanmalıdır. Yer altı su seviyesi, karbondioksit, metan, azot oksit emisyonları, toprak çökmesi ve su kalitesi düzenli olarak izlenmeli ve raporlanmalıdır."

Arktik bölgesinin küresel ortalamadan daha hızlı ısındığının, bu durumun permafrost çözülmesiyle birlikte turbalıklardan karbondioksit ve metan salımı riskini artırdığının altını çizen İnce, turbalıkların kurutulmasıyla binlerce yılda biriken karbonun birkaç on yılda atmosfere salınabileceği uyarısında bulundu.

İnce, turbalıkların korunmasının, restorasyonunun ve paludikültür uygulamalarının iklim değişikliğiyle mücadelede en etkili doğa temelli çözümler arasında yer aldığını sözlerine ekledi.

AA