Merhaba sevgili gönüldaşlar... Gönlünde insani değerleri her an taşıyan, insan sevgisini yüreğinin karanlık köşelerine hiçbir zaman hapsetmeyen herkesi en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi olan 7,7 büyüklüğündeki deprem ve ardından meydana gelen sarsıntılar, 11 ilimizde büyük bir yıkıma yol açtı. Çok sayıda insanımızı kaybettiğimiz bu felaket nedeniyle aziz milletimize başsağlığı diliyor, böylesine acı olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.

Her şey bir anda olmuştu. 6 Şubat Pazartesi günü saat 04.17'de hepimiz aynı acı sözle uyandık:

"Sesimi duyan var mı?"

Depremin nedenleri hakkında farklı görüşler ve çeşitli komplo teorileri ortaya atıldı. Ancak bu konuların değerlendirilmesi ve kamuoyunun doğru biçimde bilgilendirilmesi bilim insanlarının görevidir. Bizim asıl üzerinde durmamız gereken konu, yaşanan büyük acı ve bu acının ardından ortaya çıkan dayanışma ruhudur.

Türkiye Tek Yürek Oldu

Depremin yaşandığı ilk saatlerden itibaren Türkiye adeta tek yürek oldu. Her şehirde insanlar birlik ve beraberlik içinde deprem bölgesine yardım ulaştırabilmek için harekete geçti.

Gençler gönüllü olarak deprem bölgelerine giderken, yaşlılarımız evlerinde gözyaşları içinde dualar etti. Millet olarak zor zamanlarda refleks göstermek, yardıma koşmak ve acıları paylaşmak bizim ruhumuzda var.

Serhat şehrimiz Ağrı da bu insani refleksi kısa sürede harekete geçirdi. Deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan malzemeler yardım tırlarına yüklenerek yola çıkarıldı. Ağrı'nın 7 ilçesi, 18 mahallesi, Cumhuriyet Caddesi, Kağızman Caddesi ve Eski Van Caddesi'nde yaşayan vatandaşlar, depremzedelerle bir gönül köprüsü kurdu.

Bu dayanışmayı anlatırken duygulanmamak mümkün değil. Bazen kardeşlik hukukunda kan bağı aranmadığı söylenir. Bizler de yüzlerini daha önce hiç görmediğimiz insanlarımızın acısını yüreğimizde hissettik; onlarla birlikte ağladık, üzüldük ve dertlendik.

Bizi biz yapan değer de tam olarak budur. Bir başkasının acısını yüreğimizde taşıyabildiğimiz ölçüde insanız.

Yardıma Muhtaçken Elindekini Paylaştı

Çok sevdiğim bir dostum, gönüllü ekipler oluşturarak mahalle mahalle yardım toplarken karşılaştığı bir olayı benimle paylaştı.

Bir eve gittiklerini ve bu evin daha önce çıkan bir yangın nedeniyle hasar gördüğünü söyledi. Evde yaşayan insanlar kendileri de yardıma muhtaç durumdayken, deprem bölgesine gönderilmesi için yastık ve yorganlarını vermişler.

Kendilerinin neredeyse hiçbir şeyi yokken ellerindekini paylaşmaları, dayanışma kültürümüzün ne kadar derin ve anlamlı olduğunu bir kez daha gösterdi.

İmkânı olanlarla imkânı bulunmayanların aynı amaç etrafında birleşmesi gerçekten takdire değerdi. İnsanlar, ev sahibi ile kiracının aynı çadırın önünde çorba sırasına girdiğini belki de bir ömür unutmayacak ve bu günleri gelecek nesillere anlatacak.

Ağrı'daki çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da büyük bir gayretle çalıştığına bizzat şahit oldum. Depremzedelere yardım ulaştırabilmek için canla başla çalışan herkesten Allah razı olsun.

Ağrı Emniyetinden Yardım Seferberliği

Ağrı Emniyet Müdürlüğü personeli de dayanışma çalışmalarına katıldı. Deprem bölgelerine kısa sürede soba, gıda ve hijyen malzemeleri gönderilmeye başlandı.

Bölgeye hareket eden emniyet araçları, ihtiyaç duyulan malzemelerle dolduruldu. Personelin, kendi imkânlarını kullanarak ve kredi kartlarının limitlerine kadar harcama yaparak yardım malzemesi aldığına şahit olduk.

Çünkü onlar, insan hayatı ve dayanışma söz konusu olduğunda hiçbir maddi değerin insanlığın önüne geçemeyeceğini biliyorlardı. Sofraları bereketli olsun, var olsunlar.

Böylesine kadim ve yardımsever bir halkımız var. İnsan olmanın getirdiği dayanışma refleksi bugün de devam ediyor.

Yardımlar Sürdürülebilir Olmalı

Bundan sonraki en önemli konu, yardım çalışmalarının sürdürülebilir hale getirilmesidir. Çünkü yaşanan felaketin yaralarını sarmak uzun zaman alacaktır.

Depremden etkilenen kardeşlerimize yalnızca ilk günlerde değil, ihtiyaçları devam ettiği sürece destek olmak hepimizin sorumluluğudur. Dayanışmayı belirli bir dönemle sınırlamamalı, bu süreci kararlılıkla sürdürmeliyiz.

Ağrı'da Deprem Gönüllüleri Oluşturulmalı

Buradan Ağrı Valimize seslenmek ve bir toplum gönüllüsü olarak naçizane bir öneride bulunmak istiyorum.

Ağrı'da deprem gönüllü grupları oluşturulabilir. Mahallelerde, sokaklarda ve apartmanlarda yaşayan vatandaşlara afet öncesinde ve sonrasında yapılması gerekenlerle ilgili eğitimler verilebilir.

Her mahalleden gönüllü ve sorumlu kişiler belirlenerek olası bir doğal afet sırasında vatandaşların daha hızlı, bilinçli ve koordineli biçimde hareket etmesi sağlanabilir.

Sayın Valimizin bu konuda öncülük etmesi halinde Ağrılı vatandaşların da üzerlerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getireceğine inanıyorum.

Acılarımızın taze, yüreklerimizin kor ateşler içinde olduğu bugünlerde birlik ve beraberliğimizin daim olmasını diliyorum.

Sözlerimi Ahmed Arif'in umudu ve direnmeyi hatırlatan dizeleriyle tamamlıyor, sizleri Rabb'ime emanet ediyorum.

Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidiyle...

Murat Tan yazdı1
Kaynak: HABER MERKEZİ