ÖMER FARUK MADANOĞLU - Reklamcı Emre Bora, dijital platformların kısa, kışkırtıcı ve cinselliği öne çıkaran reklam stratejileriyle çocuk ve gençleri hedef aldığını belirterek, bu içeriklerin lüks tüketimi ve erken olgunlaşmayı normalleştirdiğini söyledi.
Bora, AA muhabirine, dijital platform reklamlarındaki müstehcenlik üzerine değerlendirmede bulunarak, yaş sınırlaması ve kamusal alan düzenlemeleriyle bu reklamların devlet eliyle denetlenmesi gerektiğini vurguladı.
Dijital platformların artık yalnızca birer eğlence mecrası değil, aynı zamanda "davranış üreticisi" konumunda olduğunu söyleyen Bora, "Dijital platformlardaki argo dilin, cinselliğin ve lüks tüketimin empoze edilmesi ve algoritmalarda öne çıkarılması bunun bir kültür transferi olduğunu gösteriyor." dedi.
Bora, bazı ülkelerin sosyal medyaya 16 yaş sınırı getirmesinin nedenlerinden birinin de dijital medyanın olumsuz etkileri olduğunu belirterek, çocukların dijital platformları daha dikkatli kullanması gerektiğine dikkati çekti.
Dijital reklamların kısa ve hızlı olması nedeniyle çocuklarda odaklanma sorunları yaşandığını dile getiren Bora, dijital platformların reklamlarını artık "hap içerik" şeklinde sunduğunu ifade etti.
Reklamlarda "cinsellik ve şehvet" unsurlarının vurgulanmasının planlı bir satış stratejisi olduğunu aktaran Bora, "Şehvet insanın dikkatini en çok dağıtan unsurların başında yer alıyor. Aslında burada cinsellik her zaman satıyor. Dolayısıyla bilinçli olarak empoze ediliyor. Başta da söylediğim gibi bu kültür transferinde gençlerimiz hedef alınıyor." ifadelerini kullandı.
Dijital platformların daha fazla izlenme kaygısıyla saldırgan ve cinselliği ön plana çıkaran reklamlar yaptığını belirten Bora, tüketim çılgınlığının markalar üzerinde de etkili olduğunu ve herkesin "pastadan pay almak" için sınırları zorladığını vurguladı.
Kadınların dijital platformlarda "tüketilen" bir içerik gibi sunulmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Bora, "Platformlar, kadınları öyle bir hale getirdi ki maalesef tamamen tüketilmesi gereken bir şehvet unsuru gibi sunulmaya başlandı. Dijital içeriklerdeki kültür şoku ya da hedef alınma farklı bir boyuta kaydı. Artık daha agresif, daha kısa sürede ve daha saldırgan bir hale dönüştü." diye konuştu.
- Çocuklar içeriklerle kandırılıyor
Dijital platformların yaptıkları dizi ve filmleri izletmek için "gerilla reklam" yöntemine başvurduğunu anlatan Bora, bazı yapımların içeriklerinde toplum dinamiklerini ve insanlığın temel değerlerini hiçe sayan pazarlama stratejileri uyguladığı uyarısında bulundu.
Cinsel içerikli temaları izleyen çocukların ergenliğe erken girme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Bora, bu durumun toplumun yalnızca ahlaki erozyonuna değil, fiziksel yapısına da zarar verdiğinin altını çizdi.
Reklamların aile kurumunu da hedef aldığını savunan Bora, bunun planlı bir yönelim olabileceğini ifade etti.
- "Yasak değil, kontrol edilmeli"
Bazı kesimlerin 'Parasıyla değil mi? İzleme.' gibi argümanlarla planlı toplumsal saldırıları örtbas etmeye çalıştığını belirten Bora, dijital platformların sosyal medya reklam stratejileri kapsamında dizilerin özellikle "kışkırtıcı" kesitlerini paylaşarak izlemeyenlerin dahi karşısına çıkardığını söyledi.
Dijital platform reklamlarının devlet eliyle denetlenmesi gerektiğini belirten Bora, reklam afişlerinde yaş sınırlaması bulunması ve cinsel içerikli reklamların kamusal alanlarda yayımlanmaması gerektiğini vurguladı.
Reklamların yasaklanmasının çözüm olmayacağını kaydeden Bora, sözlerini şöyle tamamladı:
"Yasaklamak değil, kontrol etmek gerekiyor. Çünkü 'Kontrolsüz güç güç değildir.' diye bir slogan vardı vakti zamanında. Burada bu gücü kontrol etmek gerekiyor. Aksi takdirde gelecek neslin hem fiziki hem manevi sağlığını yitirmiş olacağız. Devletin de bu konuda dikkatli bir analiz yaparak hangi dijital içeriklerin açık hava reklamlarında yer alabileceğini iyi bir şekilde etüt etmesi gerekiyor. Ana kanal mecralarda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bunu layıkıyla yerine getiriyor ancak dijital platformlardaki kontrolsüzlük maalesef içler acısı."