AK Parti Van İl Başkanı Abdulahat Arvas, Van'da biyosidal ürünlerin kullanımına ilişkin alınan kararların halk sağlığı ve çevre güvenliği açısından hayati önem taşıdığını söyledi.
Arvas, yaptığı yazılı açıklamada, Van Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu'nun, geçen ay alanında uzman hekimlerin katılımıyla düzenlenen "Kanserle Mücadele: Somut Verilerle Bilgilendirme Çalıştayı"nın ardından alınan kararların, kentte koruyucu halk sağlığı yaklaşımını güçlendireceğini belirtti.
Çalıştayda kanserin nedenleri, çevresel etkenler ve koruyucu tedbirlerin ele alındığını belirten Arvas, kentte koruyucu halk sağlığı yaklaşımının daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İkinci önemli başlık olan biyosidal ürünlerin temini ve uygulanmasına ilişkin kurul kararının hem insan sağlığının korunması hem de çevre güvenliğinin sağlanması bakımından önem taşıdığını vurgulayan Arvas, şunları kaydetti:
"Özellikle kapalı alanlarda yoğun kullanılan kimyasal ürünlerde 'önce tedbir, sonra bilinç ve doğru uygulama' yaklaşımı kamu yönetimi için vazgeçilmezdir. Biyosidal ürünler, kamu binaları, okullar, hastaneler, yurtlar, sulak alanlar, yeşil alanlar, park ve bahçeler, toplu taşıma alanları ile ortak kullanım mekanlarında dezenfeksiyon, haşere kontrolü ve hijyen amacıyla yaygın şekilde kullanılıyor. Bu ürünlerde etken maddenin yanlış seçilmesi, kullanım süresi geçmiş ürünlerin kullanılması, standart dışı ürün temini veya doz aşımı gibi hatalı uygulamalar insan maruziyetini artırabilir, ekosistem üzerinde de kalıcı etkiler oluşturabilir. Bu nedenle halk sağlığı ile çevre güvenliği birlikte ele alınmalıdır."
Özel sektör ile kamu kurum ve kuruluşlarının satın alma ve uygulama süreçlerinde biyosidal ürünleri "sıradan bir temizlik malzemesi" gibi değerlendirmemesi gerektiğini ifade eden Arvas, şöyle devam etti:
"Bu ürünlerin bir kısmı solunum yoluyla maruziyet, cilt teması ya da yanlış dozla uygulama gibi durumlarda telafisi güç riskler oluşturabilecek kimyasal bileşenler içerebilir. Bu nedenle söz konusu karar, ürünün kalitesi, seçimi, depolanması, uygulanması, uygulama sonrası temizlik-geri dönüş, kayıt ve denetim dahil olmak üzere tüm süreci kapsayan risk yönetimi yaklaşımı olarak görülmelidir. Türkiye'de son aylarda kontrolsüz veya yanlış yapılan ilaçlama-haşere mücadelesi uygulamaları ağır sonuçlar doğurabiliyor. Bazı vakalarda can kayıpları yaşandı. Kasım 2025'te İstanbul'un Fatih ilçesinde bir otelde konaklayan dört kişilik bir ailenin ölümüne ilişkin soruşturmada adli raporlara 'fosfin gazı tespiti' ve 'böcek ilacı zehirlenmesi' bulgularının yansıması, kimyasal uygulamalarda denetim, yetkinlik ve doğru ürün-doz seçiminin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi."
Sağlık Bakanlığının kriterleri dikkate alınarak kararın merkezine ürün ambalaj etiket ve Güvenlik Bilgi Formu (GBF) denetiminin yerleştirildiğini dile getiren Arvas, şu değerlendirmede bulundu:
"Bir ürünün ambalaj etiketi ve GBF'si, o ürünün güvenlik kimliğidir. Etikette yer alan tehlike sınıfları, H-ifadeleri ve korunma önlemleri özel sektör ile kamu kurum ve kuruluşlarınca bağlayıcı biçimde dikkate alınmalıdır. Kurumların satın alma şartnamelerinde etiket GBF uyumunun açık bir kriter haline getirilmesini, riskli sınıflandırmaya sahip ürünlerin kamu alanlarında kullanımı daha baştan sınırlandıracak. Uygulamanın yapıldığı yerlerde havalandırma, kişisel koruyucu donanım, bilinçlendirme ve dozaj gibi hususların da denetim kapsamına alınması kararın sahadaki koruyucu etkisini güçlendirecektir."
Sebze ve meyve ihracatlarında zaman zaman alıcı ülkelerin laboratuvar tahlil sonuçlarına dayalı denetimlerinde ürün iadelerinin yaşandığını, bunun temel nedeninin ürünlerde pestisit kalıntılarına rastlanması olduğunu dile getiren Arvas, "Bu durum ülkemiz için ciddi ticari, maddi ve manevi kayıplara yol açıyor. Zaruret halinde kullanılacak ilaçların, doğru ve daha güvenli hammaddelerden üretilmiş olanlarının tercih edilmesi bir zorunluluktur. Tedbir, insan sağlığı ve çevre duyarlılığı her şeyden önce gelmelidir. Tüm merhalelerde kullanılan yerli veya ithal ürünler, mümkün olan en düşük risk profilindeki ürünler olmalıdır." ifadelerini kullandı.
Kentteki kanser düzeyinin göz ardı edilemeyeceğine dikkati çeken Arvas, "Türkiye İstatistik Kurumu'nun 'Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri 2022' verilerine göre Van'da 'iyi ve kötü huylu tümörler' kategorisinin toplam ölümler içindeki payı yüzde18,2, Türkiye ortalaması ise yüzde 15,2'dir. Bu tablo, Van'da tümörlere bağlı ölüm yükü Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor." dedi.
Bu göstergenin yeni vaka sayısını doğrudan ifade etmediğini ancak il düzeyinde sağlık yükünü anlamak açısından önemli bir işaret sunduğunu ifade eden Arvas, şunları kaydetti:
"Her 100 ölümün yaklaşık 18'i tümörler başlığında yer alıyor. Bir ilde, kamu alanlarında gereksiz kimyasal maruziyeti azaltmak, koruyucu halk sağlığının gereğidir. Şüphe varsa, tedbir vardır. Tedbir varsa, hayat vardır. Kanser, hem aileler hem de kamu bütçesi açısından maliyeti en yüksek, bedeli ise en ağır hastalıklardan biridir. Bu nedenle mücadele yalnızca tedaviyle sınırlı kalmamalı, koruyucu ve önleyici halk sağlığı politikalarıyla güçlendirilmesi gerekiyor. İlimizde atılan bu adımın aynı hassasiyetle Türkiye geneline emsal karar olarak yaygınlaştırılması gerekiyor. İnsan sağlığı yanı sıra çevrenin ve tabiatın korunması da bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçasıdır. Biyosidal ürün yönetiminde başarı yalnızca karar almakla sınırlı değil kararın bilimsel standartlarla uygulanmasını sağlayacak kurumsal koordinasyonu güçlendirmektir. Bu kapsamda, özel sektör ile kamu kurum ve kuruluşlarının satın alma şartnameleri bu karara göre güncellenmeli, uygulayıcı personelin eğitim ve yetkinliklerin belgelendirilmesi, risk iletişimi çerçevesinde kamuoyunu anlaşılır biçimde bilgilendirilmesi ve denetim bulgularının düzenli raporlanması gibi unsurların koruyucu halk sağlığı yaklaşımını tamamlayacaktır."