Şemsiye

Şemsiye nedir? Günlük hayatımızda yağmur ve güneşten korunmak için kullandığımız şemsiye ne işe yarar, neyden hangi maddeden yapılır? İşte şemsiyenin özellikleri ve şemsiye hakkında bilgi.

Şemsiye nedir? Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya. Genellikle plajlarda, bahçelerde kullanılan büyük güneşliktir. İngilizcede umbrella demektir. Bitki bilimindeki anlamı ise aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan çiçek topluluğu.

Şemsiyenin sözlük anlamı; yağmurdan, güneşten korunmak için kullanılan, bir sapın üzerinde bulunan esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, su geçirmez kumaştan yapılmış, taşınabilir eşya anlamındadır.

Şemsiyenin kelime anlamı ise şudur; Şems, Arapça'da güneş demek. Şemsiye ise güneşlik. İngilizcede ise 'umbrella' kelimesi Latince'de gölge anlamındaki 'umbra' kelimesinden geliyor.

Şemsiye Çeşitleri Nelerdir?

Bugün dünyada, çeşitli modelleri, boy ve renkte olanları bulunan şemsiyeler, değişik yay mekanizmaları aracılığıyla açılıp kapanan, manuel, yarı otomatik ve tam otomatik modeller içermektedir. İşte bazı çeşitleri;

  • Baston,
  • Katlanabilir şemsiyeler
  • Renkli şemsiyeler
  • Yay mekanizmasıyla açılıp kapanan,
  • Manuel,
  • Işıklı Şemsiyeler
  • Yarı ve tam otomatik olmak üzere birçok model ve çeşitleri vardır.

Şemsiyenin Tarihçesi

Şemsiyenin icadı; Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın simgesi olarak kullanılmaya başlandı. Bu şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu. Yani şemsiye ilk olarak güneşten korunmak için icat edildi. Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı.

Hatta İngilizcede şemsiye anlamındaki "Umbrella" sözcüğü, Latince gölge anlamına gelen "Umbra" sözcüğünden türemiştir. İngilizcede "umbrella" denilmektedir.

MÖ 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün, Tanrı'nın vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir malzeme olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak simgesiydi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir simge olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlandı. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli olan bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun değildi. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler şemsiyenin siyahını taşımada hâlâ ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renkli şemsiyelerle dolaşıyorlar.

Şemsiye Türkiye'de ilk 19. yüzyılın ilk yarısında ve İstanbul'da kullanılmaya başlandı. Robenson şemsiye1882 yılında İstanbul'da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz'in üretime başlamasıyla ilk yerli yapım şemsiyeler de kullanıma girdi.