Şuan sitede 8924 kişi var

Halter Sporu Nedir

Çok eski çağlardan bu yana yapıldığı bilinen halter sporunun örneklerini tarihsel freskler ve vazolar üzerinde görmek mümkündür. Eski Olimpiyat Oyunları’nın ünlü güreşçisi Kretonlu Milo dünyanın ilk haltercisi olarak kabul edilir.

1896 yılından bu yana olimpiyat sporları arasında yer alan halter, günümüzde dokuz sıklette yapılmaktadır; 52 kg’a kadar olanlar “sinek sıklet”, 52 - 56 kg arası “horoz sıklet”, 56 - 60 kg arası “tüy sıklet”, 60 - 67.5 kg arası “hafif sıklet”, 67.5 - 75 kg arası orta sıklet”, 75 - 82.5 kg arası “yarı orta sıklet”, 82.5 - 90 kg arası “yarı ağır sıklet” ve 90 kg ve daha üstü ağırlıklar ise “ağır sıklet” olarak adlandırılır. Halter 1.31 m uzunluğunda, 26 mm kalınlığında “bar” adı verilen metal çubuğun iki ucuna asılı belirli kilodaki ağırlığın, iki kolla başın üzerine kaldırılması temeline dayanır. Büyük halter yarışmaları günümüzde iki bölümde düzenlenmektedir; koparma ve silkme. Koparmada yarışmacı barı iki eliyle kavramak ve makaslama ya da çömelme hareketiyle bir hamlede kaldırıp, hareketi tamamladığında kolları gergin bir durumda halteri başının üzerinde baş hakem bırak işareti verinceye değin tutmak zorundadır.

Silkmede ise yarışmacının barı kesintisiz bir hareketle (makaslama ya da çömelmeyle) yerden omuzları düzeyine kaldırması, ayakları aynı çizgiye geldikten sonra doğrularak barı başının üstünde kolları dik ve gergin durumda tutması ve bırak işaretini beklemesi gerekir. Yarışmacıların her bir hareket için (koparma ve silkme) üç deneme hakları vardır. Kurallara göre sporcunun yarışma düzlemine çıkışından sonra iki Dakika içinde tüm hazırlığını tamamlayarak denemesini gerçekleştirmesi gerekmektedir, bir denemenin geçerliliği üç hakemin karar çoğunluğuna göre belirlenir. Baş hakem bırak işareti vermekle yükümlüdür, bu işaret yarışmacının barı, başının üzerinde kollarını dik olarak tuttuğu ve vücudunu kımıldatmadan durduğu anda verilir. Halter sporunda birinci koparma ve silkmede kaldırılan toplam ağırlığa göre belirlenir.

TÜRKİYE’DE HALTER SPORU

Naim Süleymanoğlu Öncesi Türk Halteri : Çağdaş anlamdaki halter sporunun yurdumuza girişi 1890’lara rastlamaktadır, ancak bu tarihten çok daha önceleri, “ağırlık kaldırma” denemelerinin yapıldığı, çeşitli dönemlerde, özellikle orduda ağır kalkan ve gürzlerle idmanın zorunlu olduğu bilinmektedir. Bu spora Osmanlı padişahları da özel bir ilgi göstermişlerdir. Örneğin IV. Murat’ın mermerden yapılma 102 kg ağırlığında bir gülleyi her sabah halkasından tutarak haremden has odaya ya da Bağdat Köşkü’ne değin götürdüğü, akşam hareme dönerken de aynı şekilde getirdiği bilinir. Bağdat Seferi sırasında da, askerin gözü önünde bununla idman yaptığı söylenir. Türkiye’ye çağdaş halter sporu, Galatasaray Lisesi’nin Fransız öğretmenlerince sokulmuştur. Önceleri aletli jimnastiğin bir parçası olarak yapılan halteri ilk olarak, aynı okulun önce öğrencisi daha sonrada beden eğitimi öğretmeni olan Faik Üstünidman benimsemiştir. Faik Bey’in 1896 Atlanta Olimpiyatları’nda 112.5 kg kaldırarak şampiyon olan yunan Yataganos’u izledikten sonra 115 kg’lık ağırlıkla günlük çalışmalar yaptığı bilinir.

Faik Bey’in ardından öteki Jimnastikçiler (özellikle 1903’te kurulan Beşiktaş Osmanlı Jimnastik kulübü jimnastikçileri), Osman Paşazade Hüseyin Bereket, Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri ve Mazhar Kazancı ağırlık çalışmalarını programlarına alarak halter büyük önem verdiler. Hakkı Köprülü, Gümrüklü Selahattin, şair ve filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı, İhsaniyeli Rıfat, Tuğbay Şevket Kırgül, Bahriyeli Asaf, Kaptan Nezir, Canbaz Rıza, Güreşçi Danyal, Ali Rana Tarhan ve Kenan Öner ise halteri benimseyen öteki öncü sporcular oldular. Jimnastikçilerden sonra güreşçiler de haltere ilgi gösterdiler;

Beşiktaşlı Kemal, Mızıkacı Danyal ve Sadi gibi güreşçiler halterde büyük başarılar sağladılar.Uluslararası arası alanda katıldığımız ilk şampiyona 1924 Paris Olimpiyat Oyunları oldu. Bu şampiyonaya, Gülleci Cemal Erçman ve Neyzen Şevki Sezgin’den oluşan takımla gidildi. Gülleci Cemal tüy sıklette toplam 345 kg ile 39 halterci arasında 12. oldu, yine Gülleci Cemal 1928 Amsterdam Olimpiyat Oyunları’nda 25 halterci arasında toplam 262.5 kg kaldırarak sekizinci oldu, bu başarılar aynı zamanda uluslararası alanda halter sporundaki ilk başarılarımızdır.
1930’lu yıllarda büyük bir duraklamaya giren halterimiz ancak 1945’e doğru bir kıpırdanma gösterdi. Bu dönemde Esat Kazancı başta olmak üzere Haşim Ekener, İlhan Enülkümen, Mesut Sordum, Boğos Kambur adlarını duyuran sporcularımız oldu. Bu adlar sayesinde o Güne değin güreş federasyonuna bağlı bir dal olan halter sporu bağımsız bir federasyon oldu, 1956 yılında Türkiye Halter Federasyonu kuruldu (Federasyon bugüne kadar 11 Başkan görmüştür). Bu hamle ile halterde kulüpleşmeye gidilerek yaygınlaştırılması için çabalar harcandı. Bu dönemde Anadolu, İstanbul Güreş, Bostancı ve Şişli kulüpleri haltere kucak açan ilk Türk kulüpleri oldu.

II. Dünya Savaşı nedeni ile 1940 - 1955 yılları arasında yurt içinde sürdürülen Türk halteri yaklaşık olarak 29 yıllık bir aradan sonra uluslararası organizasyonlarda 1957 Tahran’da yapılan Dünya Halter Şampiyonası’na katılarak bir kez daha yer aldı. İstenilen başarıyı yakalayamayan takımımız Kayhan Bora, Nuri Akın, Reşit Örer, Metin Gürman Ferdi Türkdamar ve Serkis Güllap’tan oluşuyordu. Buradan kazanılan deneyim ile düzenli bir şekilde çalışmaya başlayan haltercilerimiz kısa zamanda gelişim gösterdiler. 1959 yılında Beyrut’ta düzenlenen Akdeniz Oyunları’nda 75 kiloda Metin Gürman birinci olarak uluslararası alanda Altın madalya kazanan ilk Türk haltercisi oldu. 1961 yılında Viyana’da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda Sadık Pekünlü’nün Avrupa 6.sı olması Türk halterinin dünyaya duyurulmasının sağladı. Türk halterindeki bu başarıları 1964 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda yine Sadık Pekünlü’nün toplamda 445 kg kaldırarak 11. olması izledi.

1967 yılında Tunus’ta yapılan Akdeniz Oyunları’nda ise 82.5 kiloda Güner Çevik bronz madalya kazandı. Daha sonra sırası ile 1969 yılında Bükreş’te düzenlenen Balkan Halter Şampiyonası’nda 60 kiloda Salih Suvar ile 67.5 kiloda Sedat Misket ikinci olarak Gümüş madalya ve 90 kiloda Sadık Pekünlü üçüncü olarak bronz madalya; 1970 yılında İstanbul’da düzenlenen Balkan Halter Şampiyonası’nda 82.5 kiloda Mehmet Suvar birinci olarak altın, 90 kiloda Sadık Pekünlü ikinci olarak gümüş madalya; 52 kiloda Ahmet Gülal, 67.5 kiloda Mehmet Gül ve Kayhan Suntur, 110 kiloda Ali Hoşfikir ve ağır sıklette Ali Tan üçüncü olarak bronz madalya kazandılar. 1975 yılında Cezayir’de yapılan Akdeniz Oyunları’nda 82.5 kiloda Mehmet Suvar’ın birinci olarak altın, 56 kiloda Bilal Özdoğan’ın üçüncülük kürsüsüne çıkarak bronz madalya kazanmaları Türk halterinin uluslararası düzeydeki başarılarına bir yenisini daha ekledi. 1976 Balkan Halter Şampiyonası’nda Mustafa Ertan birinci olarak altın madalya kazanması ve 1977 Balkan Halter Şampiyonası’nda Mehmet Gül birinci olarak altın madalya almasından sonra halterimiz 1982 yılına değin bir duraklama devresi geçirdi. 1982 Balkan Halter Şampiyonası’nda Hasan Has ve 1983 Akdeniz Oyunları’nda Levent Erdoğan birinci olarak üç altın, beş gümüş ve yedi bronz madalya kazandırarak yeniden halterimizi başarılı günlerine döndürdüler. Türk halteri 80'li yıllar öncesi Avrupa da ilk 10'da, Dünya da ise ilk 20 arasında yerini aldı. 1986 yılında Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye ilticası halterimizde bir dönüm noktasını oluşturdu.

Naim Süleymanoğlu : 1967 yılında Bulgaristan’ın Mestanlı Köyünde dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu haltere on yaşında başladı. Kısa sürede Bulgaristan milli takımına seçildi. 1983’te ABD’de düzenlenen gençler şampiyonasında silkmede 160 kg ile büyükler dünya rekorunu kırdı. 1985 yılında Varna’daki turnuvada rekorlarını koparmada 131.5 kg, silkmede 170 kg ve toplamda 301.5 kiloya taşıdı. 1986 yılında 56 kg’den 60’a çıktı. Aynı yıl toplamdaki rekorunu 335 kilo’ya yükseltti. 1986 yılının Aralık ayında Merlbourne’de yapılmakta olan Dünya Şampiyonası sırasında Türkiye’ye iltica etti. Naim Süleymanoğlu daha 80’li yılların başında Todor Jivkov Bulgaristanı’nda daha fazla baskıya dayanamayınca Avrupa Şampiyonası için gittiği Stockholm’de bazı girişimlerde bulunmuş ancak başarısız olmuştu.

8 Aralık 1986 Avusturya’nın Merlbourne kentinde Dünya Kupası karşılaşmaları için gittiği sırada Merlbourne Türk Büyükelçiliğine sığınarak kırk Saatlik Merlbourne-Londra arası uçak yolculuğunun ardından dönemin başbakanın Turgut Özal’ın özel uçağıyla Londra’dan Türkiye’ye geldi. Bu ilticası sonucunda Dünya Halter Federasyonu Naim’i yarışmalardan men etti, ancak bu sorunda Turgut Özal’ın Bulgaristan’dan Naim için bir milyon dolar karşılığında izin alması ile aşıldı.

Naim, Türkiye’ye kaçışı, madalyaları ve rekorları ile tarihe geçmiştir. Kendi ağırlığının üç katını kaldıran Naim Süleymanoğlu üç olimpiyatta kazandığı madalyalar ile Türkiye’nin ilk olimpiyat rekortmeni sporcusu olmasının yanı sıra yüz yıllık Olimpiyat Oyunları tarihinde üç olimpiyatta üç altın madalya kazanan ilk ve tek sporcu olma unvanını da taşımaktadır. Tüm zamanların en iyi haltercisi kabul edilen Naim Süleymanoğlu, başarıları ile Time dergisine kapak olmuş yaptığı kaldırışlarla “cep herkülü” lakabını haklı olarak kazanmıştır.

Naim Süleymanoğlu Sonrası Türk Halteri : Naim Süleymanoğlu’nun ilticası ile Türk halter sporu yeri zor doldurulur bir rekortmen sporcu kazanmış oldu. 1987 yılında Suriye’de yapılan Akdeniz Oyunları’nda Levent Erdoğan üç dalda aldığı birincilikler üç altın madalya kazandı.

Aynı yıl Antalya’da yapılan Uluslararası Cumhuriyet Kupası’nda Naim Süleymanoğlu Türkiye’deki başarılı serüvenine başlayarak 60 kiloda koparmada 150 kg, silkmede 158.5 kg ve toplamda 338.5 kilo ile dünyanın en iyi üç derecesini yaptı ancak organizasyon eksikliğinden ötürü dereceler dünya rekoru olarak tescil edilmedi. 60 kiloda Naim Süleymanoğlu 1988 yılında İngiltere’de düzenlenen Büyükler Dünya Şampiyonası’nda üç dalda (koparma, silkme ve toplamda)dünya rekoru kırarak altın madalya kazandı. Aynı yıl Seul Olimpiyat Oyunları’nda 60 kiloda koparmada (150.5 ve 152.5 kg), silkmede (188.5 ve 190 kg) ve toplamda (341 ve 342.5 kg) ile üst üste altı kez olimpiyat ve dünya rekoru kırarak inanılmaz bir başarıya imza attı (1992 yılında Uluslararası Halter Federasyonu’nun 60 kiloyu yarışmalardan kaldırmasıyla Naim’in rekorları bir daha kırılmamak üzere halter tarihine geçmiştir). 1989 yılında Yunanistan’da düzenlenen Büyükler Avrupa ve Dünya Şampiyonası’nda üç altın madalya (koparmada 145 kg, silkmede 172.5 kg ve toplamda 317.5 kg) daha kazanan Naim Süleymanoğlu 1990 yılında sakatlığı nedeni ile halteri bıraktığını açıkladıysa da 1991 yılında Almanya’da yapılan Dünya Halter Şampiyonası’na katılarak da üç dalda altın madalya kazandı. 1992 Barcelona Olimpiyatları’nda da koparmada 132.5 kg, silkmede 165 kg ve toplamda 297.5 kg ile birincilik alarak altın madalyasını on dörde yükseltti. Burada Naim Süleymanoğlu ile ivmelenen halterimiz Gençler Dünya Şampiyonaları’nda 52 kiloda Halil Mutlu ile bir bronz, 67.5 kiloda Fedail Güler ile bir altın (Almanya 1991); 52 kiloda Halil Mutlu bir altın, bir gümüş ve 60 kiloda Mücahit Yağcı ile bir gümüş, iki bronz (Bulgaristan 1992) madalya kazandı.

Gençler Avrupa Şampiyonası’nda (İngiltere 1992); 52 kiloda Halil Mutlu üç altın, 56 kiloda Ertan Akar bir bronz, 60 kiloda Mücahit Yağcı üç altın, 67.5 kiloda Fedail Güler üç altın ve 82.5 kiloda Dursun Sevinç bir bronz madalya kazandı. Büyükler Dünya Şampiyonası’nda (Macaristan 1990) ; 56 kiloda Hafız Süleymanoğlu bir altın ve + 110 kiloda Erdinç Arslan bir bronz madalya kazandı. Büyükler Avrupa Şampiyonaları’nda Ergun Batmaz iki bronz madalya (Danimarka 1990) ; 52 kiloda Halil Mutlu üç bronz, 56 kiloda Hafız Süleymanoğlu bir altın, iki gümüş, 67.5 kiloda Ergun Batmaz bir bronz, 90 kiloda Ali Eroğlu üç bronz madalya kazanarak Türkiye’nin halterdeki çıkışını sürdürmüşlerdir. Naim Süleymanoğlu 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları’nda da altın madalya alarak üçüncü kez olimpiyat şampiyonu olma başarısını gösterdi. Türk halteri Naim’in ilticasından günümüze halter müsabakalarından hiç eli boş dönmemiştir. Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye ilticası ve hemen arkasında gelen başarıları Türk halterinin diğer soydaş sporcularımızla ilgilenmeye itti. Dünya halterinin önemli merkezlerinden olan Kırcaali ve Asenovgrad bölgelerinden dalga dalga gelen göç dalgası ile Türk halteri büyük başarılara imza attı.

Naim Süleymanoğlu ile birlikte vitrini değişen halterimizde eski SSCB’den iltica eden Hafız Süleymanoğlu, Halil Mutlu, Erdinç Aslan, Fedail Güler, Sunay Bulut, Dursun Sevinç, Ergun Batmaz, Ali Eroğlu, Mehmet Yılmaz, Mücahit Yağcı, Yasin Aslan, bayan sporculardan; Aysel Özgür Şule Şahbaz, Derya Açıkgöz, Nurcihan Gönül, Fatma Kabadayı ve Esma Can günümüzün en başarılı isimlerdir.
Naim Süleymanoğlu’nun aktif sporu bırakması : Naim Süleymanoğlu’nun Atlanta Olimpiyatları’ndan sonraki yaşantısı ve 3.5 yıl gibi uzun bir süre podyumlardan uzak kalması Sofya’da yapılan Avrupa Şampiyonası’nda üçüncülükle yetinmesine neden oldu.

Naim Süleymanoğlu Sidney 2000 Olimpiyatları’nda bir patlama yaparak dördüncü olimpiyat şampiyonluğuna ulaşmak istedi ancak her üç hakkında da sıfır çekerek başarısız olduktan sonra halter sporundaki hedeflerine bir nokta koyarak aktif spor yaşamını bıraktı. Bu başarısızlığının nedeni olarak Sidney Olimpiyatları için hazırlanan raporda Naim Süleymanoğlu’nun müsabakalara dört yıl ara vermesi nedeniyle oldukça heyecanlı göründüğü ve muhtemelen bu heyecanından ötürü başarısız olduğu ibaresi not düşülmüştür. Naim Süleymanoğlu aktif spor yaşamından çekildikten sonra Uluslararası Halter Federasyonu (IWF) Yönetim Kurulu üyeliğine aday oldu. Naim’in asıl niyetinin asbaşkanlık olduğu eğer bu gerçekleşmezse de yönetim kurulu üyeliğine seçilmeyi arzuladığı bilinmektedir.

Dileğimiz Halter alanında Türkiye’deki ilklerin mimarı olan büyük haltercimizin kendisine layık bu görevlere gelebilmesidir.

Sponsorlu bağlantılar

Paylaşmaya ne dersin ?


Copyright © 2004 - 2014 diyadinnet. com Tüm Hakları Saklıdır. Diyadinnet.com 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Abone olduğumuz Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA) alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.