TEDMEM kürsüde "Kovid-19 Krizinden Çıkarılan Dersler" konuşuldu

TEDMEM kürsüde "Kovid-19 Krizinden Çıkarılan Dersler" konuşuldu

McKinsey & Company Yardımcı Ortağı Stephen Hall:

- "Kovid
-19 salgını nedeniyle dünyanın dört bir yanında okullar kapandı. 194 ülkeden yaklaşık 1,6 milyar çocuk bu durumdan etkilendi"
-"Zayıf ve orta eğitim sistemlerinde, öncelik tem

İSTANBUL - Türk Eğitim Derneği'nin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM'de kürsü etkinlikleri kapsamında çevrim içi gerçekleşen programa, Orta Asya'da ve uluslararası kurum ve kuruluşlara yönelik birçok projede eğitim politikalarının geliştirilmesi ve yönetiminde etkin rol alan McKinsey & Company Yardımcı Ortağı Stephen Hall'ı konuk etti.

Hall, "Eğitimin Geleceğinde Bizi Ne Bekliyor? Kovid-19 Krizinden Çıkarılan Dersler" başlığıyla yaptığı sunumda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının eğitim ortamlarını önemli ölçüde değiştirdiğini belirterek, salgın süreci; eğitime erişim, öğretmenin rolü, yeterlik temelli kişiselleştirilmiş öğrenme, bütünsel çocuk eğitimi, yaşam boyu öğrenme ve yapısal kolaylaştırıcı gibi alanların eğitimde odaklanılması gereken alanlardan olduğunu vurguladı.

Kovid-19 salgını nedeniyle dünyanın dört bir yanında okullar kapandığını ifade eden Hall, 194 ülkeden yaklaşık 1,6 milyar çocuğun bu durumdan etkilendiğini belirtti.

Hall, okulların kapanması nedeniyle düşük gelirli ve azınlık gruplardan gelen öğrencilerin öğrenme kayıplarının daha fazla olmasının beklendiğini işaret ederek, şunları kaydetti:

"Düşük gelirli lerden gelen öğrencilerin yüzde 40'ının uzaktan eğitime erişemediği yüzde 60'ının ise ancak düşük nitelikte uzaktan eğitme erişebildiği tahmin ediliyor. Ortalama gelir düzeyine sahip aileden gelen bir öğrencinin yaklaşık 7 aylık bir öğrenme kaybı yaşayacağı öngörülüyor. Buna karşın düşük gelirli öğrencilerin 12 aydan fazla bir öğrenme kaybı yaşayacağı tahmin ediliyor. Uzaktan öğrenmeye geçiş, aynı zamanda eğitim teknolojisinin kullanımını hızlandırdı."

Kovid-19'dan sonra, okulların kapanmasıyla birlikte öğretmenler, veliler ve yöneticilerin çevrimiçi platformları ve çevrimiçi uzaktan eğitimi kullanmaya başladığını anımsatan Hall, yaptıkları ankete katılan öğretmenlerin yüzde 87'sinin son aylarda eğitim teknolojisini kullanma becerilerinin geliştiğini belirti.

Hall, otomasyonun hali hazırda teknolojik, sosyo-duygusal ve bilişsel becerilere olan ihtiyacı artırması beklenirken, Kovid-19'un dijitalleşmeye geçişi ve bununla birlikte yeni becerilere duyulan ihtiyacı hızlandırdığını aktardı.

Öğretmenlerin yüzde 63'ü en az gelişmiş ülkelerde eğitim alıyor

Stephen Hall, Kovid-19 nedeniyle eğitime ara verilmesiyle, her çocuğun daha aydınlık bir gelecek için nitelikli eğitime erişiminin olduğu, her öğretmenin sınıfta ilk günden itibaren iyi hazırlanmış ve tamamen öğretmeye odaklanabildiği, her çocuğun kavrama ve becerilerde yetkinlik kazanmak için kendi hızında öğrendiği, okulların, düşünce yapısı ve sosyo-duygusal beceriler dahil olmak üzere çocuğun bütünsel gelişimini desteklediği, öğrencilerin diploma sonrası yaşam boyu öğrenme ile gelişmeye devam ettikleri, kaynakların en çok ihtiyaç duyulan yerlere tahsis edilmesi için kolaylaştırıcı işbirliklerinin mevcut olduğu" gibi başlıkların eğitim sisteminin içerisinde olması gerektiğinin ortaya çıktığını söyledi.

Pek çok çocuğun hala temel eğitime erişim sağlayamadığını dile getiren Hall, şunları kaydetti:

"Çocukların sadece yüzde 37'si ilkokulda temel yeterlik seviyesine ulaşıyor. Kovid-19 salgını döneminde düşük gelirli ülkelerin yalnızca yüzde 25'i uzaktan eğitim platformları kurmayı başardı. Kovid-19 nedeniyle temel yeterlik seviyesi altındaki öğrenci oranının ise yüzde 10 puan artması bekleniyor. Bence, zayıf ve orta eğitim sistemlerinde, öncelik temel okuryazarlık ve matematik olmalı ancak değişim yeterince hızlı gerçekleşmiyor. Düşük gelirli ülkelerde genç okuryazarlık oranları 2009'da yüzde 68 iken 2018 yılında ancak yüzde 76'a ulaşmış durumda. Öğretmenlerin yüzde 63'ü ise en az gelişmiş ülkelerde eğitim alıyor. Seçilmiş ülkelerde öğretmenlerin derse gelmediği ortalama süre yüzde 20'den fazla. Mozambik, Uganda ve Lesotho'da 12 yaşındaki öğrenciler için tasarlanmış bir testte en üst ölçekte puan alamayan öğretmen oranı ise yüzde 50'den fazla."

Yüz yüze eğitime tam anlamıyla geçmek yakın zamanda mümkün değil

McKinsey & Company Yardımcı Ortağı Hall, yüksek performans gösteren bir öğretmenin öğrencileri ile düşük performans gösteren bir öğretmenin öğrencileri arasında yüzde 53 puanlık bir başarı farkı oluşturduğunu söyledi.

Bağlamsal ve sosyo-duygusal zorluklar nedeniyle Kovid-19 sırasında öğretimin niteliğinin değiştiğini ifade eden Hall, "Uzaktan öğrenme sırasında ebeveynler çocuklarının öğrenmelerini desteklemek durumunda kaldı. Bu durum ebeveynlerin öğretmenleri daha iyi anlamlarına ve daha çok taktir etmelerine neden oldu. Birleşik Krallık'taki ebeveynlerin yüzde 81'i, okulların kapalı kaldığı sürede öğretmenlerin çabalarını büyük ölçüde takdir ettiklerini belirtiyor." diye konuştu.

Hall, öğretmen niteliğini artırmak için, "teknoloji destekli öğretmen eğitimi ve gelişimi, öğretmenin rolünü ayrıştırma, öğretmenlerin iş yükünü azaltmak için teknoloji kullanımı" gibi başlıkların en önemli kaldıraçlardan olduğunu söyledi.

Hall, "2020 yılında eğitimde olanlar hem eğitim hem de iş yaşamı için bir sonraki adıma geçerken bazı problemlerle karşılaşacaklar. Yüz yüze eğitime tam anlamıyla geçmek yakın zamanda mümkün olmayacak. İş piyasası ise oldukça olumsuz etkilendi. Eğitimin yeterlik belgeleriyle sonlanmadığı ve gidilen bir yol olduğu bir eğitim sistemi mümkün." diye konuştu.

Sınıf dışında çocuğun desteklenmesi gerekiyor

Stephen Hall, sürdürülebilir gelişim hedefleri kapsamında, az gelişmiş ülkelerde temel eğitime erişimin sağlanması konusunda Kovid-19 nedeniyle yıllık 20-50 milyar dolar ek finansal açık oluşacağının tahmin edildiğini işaret etti.

Hall, "Daha eşitlik temelli kaynak kullanımına ihtiyaç var; sınıf dışında da çocuğun desteklenmesi, çevre okullarla iş birliği yapılması gerekiyor. Sınıf dışında çocuğun desteklenmesi gerekiyor. Salgın nedeniyle aileler çocuklarının öğrenmesi sürecine daha fazla dahil oldu. Ailelerin çocuğun öğrenmesi sürecinde aktif katılım sağlamaya devam etmesi bekleniyor. ABD'de ebeveynlerle yapılan ankete göre, ebeveynlerin yüzde 69'u çocuklarının neler öğrenmeleri gerektiğini daha iyi anlamak istiyor. Ebeveynlerin yüzde 70'i çocuklarının öğrenme kayıplarını ve nasıl telafi edileceğini bilmek isterken, yüzde 73'ü çocuklarının akademik olarak nasıl gelişim gösterdiklerini daha iyi anlamak istiyor." şeklinde konuştu.

Hall, Kovid-19 krizinin eğitimde, eğitime erişim, öğretmen rolü, yeterlik temelli kişiselleştirilmiş öğrenme, bütünsel çocuk eğitimi, yaşam boyu öğrenme, yapısal kolaylaştırıcılar gibi alanlarda dönüşüm tasarlama fırsatı sunduğunu kaydetti.

Eğitim liderliğinin 4 adımlı bir yaklaşımla ilerleyebileceğini belirten Hall, bu adımları "Makro düzeyde eğilimler belirlenir. Bu eğilimler ve değişim süreci karşısında sürece uyum sağlamaya yönelik içerdeki güçlü yönler ve yeterlikler tespit edilir. Mevcut eğilimlerle uyumlu olacak eylemler planlanır ve başlatılır. Geribildirimlere ve performans göstergelerine göre geliştirme yapmak ve yeni fikirlerle planı sürdürmek." şeklinde sıraladı.Kaynak:AA

Yorum Ekle