Diyadin, Ağrı, Doğubayazıt, Patnos, Hamur, Tutak, Eleşkirt, Taşlıçay
.::: Kategoriler Ağrı ::: Diyadin ::: Doğubayazıt ::: Patnos ::: Eleşkirt ::: Tutak ::: Taşlıçay ::: Hamur ::: İshak Paşa Sarayı :::
Alfabetik Liste
[ A | B | C | D | E | F | G | H | I | J | K | L | M | N | O | P | Q | R | S ]
[ T | U | V | W | X | Y | Z | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 0 ]

Hamur Kültür ve Turizm Değerleri

Hamur Kültür ve Turizm Değerleri

Hamur, Ağrı'nın en genç ve en küçük ilçesi olmasına rağmen tarihi çok eskilere uzanmaktadır. Ağrı ovasının güneye açılan tek bağlantısı üzerinde olması ve bu bağlantıyı en kolay şekilde kontrol altında tutan bir yerde kurulmuş olması tarih boyunca Hamur'un stratejik önemini arttırmıştır. Bu nedenle ilçe merkezi ve köyleri ilkçağdan beri sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Bölgede kalelere, kayalara oyulmuş mağaralara ve çeşitli yapı kalıntılarına rastlanılması bu düşünceyi doğrulamaktadır. Ancak bir geçiş bölgesi üzerinde olması sık sık savaşlara ve akınlara sahne olması mevcut tarihi eserlerin tahrip olmasına neden olmuştur. Ayrıca bölgede sistemli bir arkeolojik araştırmasının olmayışı ve halkın bilinçsizce yaptıkları kaçak kazılar soncunda kalan eserlerin çoğu da tanınmaz hale gelmiştir.

Bu yazımızda ilçe merkezi ve sınırları içerisinde bulunan, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelen mevcut eserleri tarihi, sanatsal ve mimari özellikleri ile kısaca tanıtmaya çalışacağız.

1-HAMUR KALESİ: İlçe merkezinin batısında, Hamur deresinin oluşturduğu derin vadinin kıyısında yalçın kayalar üzerinde oluşturulan geniş bir düzlükte kurulmuştur. Kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, M.Ö. X yüzyıl başlarında merkezi Van (Tuşba)olmak üzere büyük bir devlet kuran Urartuların Patnos ve Eleşkirt'e egemen olmaları, ilçe topraklarının da bu devletin sınırları içinde olduğunu göstermektedir. Kalenin konumu ve mimari özellikleri göz önüne alındığında ilk yapımın Urartulara kadar uzandığı zannı kuvvetlenmektedir.

Çevredeki yaşlıların anlattıklarına göre 1914 yılında kalede 1m.büyüklüğünde dikdörtgen yassı bir taş üzerinde yazılmış bir kitabenin olduğunu ve bu tarihten sonra kitabenin bir daha görülmediği söylenilmektedir. Kitabenin mahiyeti bugün bilinmemektedir. Ancak Urartu dönemine ait çevredeki çoğu kale ve mezar anıtlarında görülen daha çok kralların başarılarını veya dini içerikli metinlerin anlatıldığı büyük boy kitabeleri hatırlatması bu kitabenin de aynı dönemden kalmış olması fikrini kuvvetlendirmektedir.

Yöre halkının kale taşlarında Hz.Ali'nin atına ait Ayak izlerinin olduğuna dair rivayetleri kalenin İslam ordularının kontrolünde kaldığını göstermektedir.

Türklerin Anadolu'ya yaptıkları akınların bir yolu da Hamur bölgesi üzerinde olması Bargiri (Muradiye),Erçiş ve Adilcevaz kaleleri ile birlikte bu lalenin de bir üs olarak kullanılmasına neden olmuştur.

XIV. yüzyıl boyunca Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletleri arasında el değiştiren bölgede bu ile birlikte Şoşik kalesi gibi birçok kalenin Akkoyunlular tarafından onarılıp kullanıldığı XVI yüzyıl ortalarında bölgeye gelen Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinden anlaşılmaktadır.

hamur turizm ve kültür

Kültür Değerleri
Sünnet
Kirvelik: Sünnet olacak çocuğun sünnetçiye yardımcı olması amacıyla kucağında tutan kişidir.Diğer bir anlamda ise aileler arasında sıkı bir dostluk kurmak amacıyla geliştirilen temeli çok eskilere dayanan bir bağdır. Başka bir değişle, aileler arasında sonradan kardeşlikle eş değerdedir.(Çünkü çocuk kendi kirvesinin kızıyla törelerimize göre evlenemez.)

Kirveliğin Oluşumu : Kirveliğin tarihi gelişimi içerisinde bilinen en eski durumu;Sünnet olacak çocuk, dünyaya geldiği anda veya sünnet olmaya kısa bir süre kala, çocuğun kendi yakınları kirve arar. Bezende çocuğun kendi yakınlarının haberi olmadan o Aile ile dostluk kurmak isteyen aile,çocuğun kirveliğini kendi üzerine almak ister.Bu olaydan her iki ailede gurur ve mutluluk duyarlar.Aileler arasındaki bu yakınlaşmadan sonra kirvelik bağı (Kopmamak üzere)kurulmuştur.Öyle ki iki ailenin bütün yakınları birbirine Kirve diye hitap ederler.

Kirveliğin birinci safhasından sonra., çocuğun ailesi sünnete bir hafta kala kendi maddi durumuna göre çeşitli hediyeler götürür.(Bilinen en eski ve en değerli hediye şunlardır:(At,Boğa,Koç ve bunun gibi)Şimdi ise, hediyelikler daha hafiflemiştir.(Gömlek ,kadın elbisesi iç çamaşırı,Çorap,Mendil ve bunun gibi)Bu hediyeyi götürmeye kirveliği kabul ettirme denir.

Kirve o günden sonra, sünnet töreni için gerekli hazırlıklara başlar; çocuğun giyeceği elbise, sünnet şapkası, çorap, mendil, iç çamaşırı ve lokum alır.Törende misafirlere ikram etmek üzere sigara ,Şeker,Kolonya ve Kuru yemiş(çerez)alır.

Mahalli sünnetçiye sünnet gününü bildirerek son hazırlığını yapmış olur. Çocuğun babası ise son hazırlığını bütün komşu ve akrabalarını davet ederek tamamlar.(Kirvenin bütün yakınları da buna dâhildir).

Yöremizde sünnet sabahı erkenden kirve ve çocuğun ailesi gelen misafirlere ikram edilecek olan yemeği hazırlamaya başlarlar. Yemekten önce Mevlit okutulur. Mevlidin sonunda misafirler bir arada otururken diğer bir odada kirve sünnetçi ve bir odada kirve sünnetçi ve birkaç yakınıyla birlikte sünnet işi tamamlanır. (Yöremizde genelde sünnet ileri yaşlarda yapıldığı için anne ve baba çocuğu, sıkılmasın diye odaya girmezler) sünnet işi bittikten sonra sünnet edilen çocuğun ailesinden bir veya bir kaçar sünnet odasını terk ederek misafirlerin bulunduğu odaya gelir. O anda cemaatte (Topluluk)bulunan büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülür.Bu olay sünnet işinin bittiğinin delilidir.

Bundan sonra meyve ve şerbet işinin dağıtımı işlemine başlanır. Dağıtılan meyveler, Kuru üzüm, Leblebi, Fındık,Şeker vb. Dağıtılacak meyvelerin tümü büyük bir sini içerisinde karıştırılır.Ayrıca bu sininin üzeri çeşitli renklerde haiz vallalarla (Eşarp)örtülür. Kuru yemişler dağıtılmadan önce aynı şekilde renkli vala (Eşarp)ile örtülmüş bir boş tepside cemaatin (toplum)bulunduğu odanın ortasına bırakılır.Odada bulunanların tamamı büyüklerden başlamak şartıyla,herkes gücüne göre tepsiye para bırakır.Bu işlem yapılırken tepsinin başında bulunan şahıs;herkesin verdiği parayı yüksek sesle topluma duyurur.Bu duyurma bazen dostça bir rekabete dönüşür.

Toplanan bu paralar sayılarak sinisiyle beraber Kirve olan kişiye verilir. Kirve bu paradan sünnetçinin ücretini verdikten sonra, geri kalanını çocuğun babasına verir.

Daha sonra yemek yenir, misafirler geçmiş olsun ve göz aydınlığı temennisinde bulunarak dağılırlar. İleriki günlerde çocuk iyi oluncaya kadar kirve tarafından sık sık ziyaret edilir. Bu ziyaretler sırasında karşılıklı hediye alışverişinde bulunulur ve bu manevi dostluk yıllar boyu sürer.

Copyright © Diyadinnet.com Tüm hakları saklıdır.

Gönderen: webmaster
Tarih: 2006-10-22
Okuma :9118
Bölgemiz