Yıldızlarda buldum seni
**************************
Seninleyken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz gözlerinin derinliğinde kaybolurdum. Ağa kızına aşık bir çobanın çaldığı kavalı dinleyen kuzular misali seni dinler Dizlerine uzanırken fırtınadan kaçan bir geminin kendini sessiz bir limana atışı gibi hayatın tüm zorluklarını ve tüm yorgunluğumu unutur rahatlardım. Sözlerin hep başka bir fısıltı gibi ayrı bir musiki tadında kulağıma gelirdi ellerini avuçlarıma aldığımda ellerim yanar ama bırakamazdım ellerini Ve sen her seferinde daha bir güzel gelirdin bana seni her gördüğümde biraz daha fazla severdim Gönül limanıma demirleyebilecek tek geminin sen olduğunu düşünür onun içinde deniz fenerlerinin sadece senin geleceğin yünü gösterdiğini sanırdım.
Bir kitapta okumuştum. Gök yüzünde insana en yakın gelen ve en çok ışıldayan göz kırpan sevgilinin yıldızıymış diyordu okuduğum kitap . senden ayrı olduğum günlerin birinde okumuştum o kitabı. Ve bir gece yarısı yıldızlar altında sabahladım . bana en yakın olan cıvıl cıvıl göz kırpan ve tebessüm eden yıldızı buldum . ve o yoldıza bağladım kendimi. Kendimi artık senin yıldızına bağlamıştım senden önce veya senden sonra ölmek yoktu. Yanımda olmadığın zaman o eşlik edecekti bana ve o duyacaktı ilk kez şiirlerimi onunla beraber yiyecektim yemeğimi Birgün aniden her yönünle değiştin şiirlerimle Alay eder beni küçümser incitmeye yaralamaya kalkar bi hale geldin ve sen sebebini bilmediğin hareketlerden dolayı nereye gittiğini bilmeden kendinden tiksindirerek gittin. Birgece sana yazıpta okuyamadığım şiirlerimde aklıma kendimi bağladığım yıldız geldi yıldızı aradım hala yerinde cıvıl cıvıl ve pırıl pırıl yine göz kırpıyor gülümsüyordu. İşte o an anladım. Ben seni onlaştırmış sen yerine onun yıldızına bağlamıştım kendimi Sen o değildin ve ben seni onlaştırmanın cezasını çekiyordum o vardı ve birgün karşılaşacaktım ve onu sevecektim
Ada Sahibi ya da Ada Olmak
*********************************
Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.
Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşisıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı.
Gerçek, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüştü. İnsanların, yok olduğunun bile ayırdına varamadıkları ada, göç yollarının ortasında kuşlar için vazgeçilmez "dinlenme" durağıydı. Kuşlar binlerce yıllık kalıtımsal alışkanlıklarıyla adanın yerini bilmekteydiler ve yıpratıcı, uzun yolculuklarının ortasında, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yıllık kalıtımsal güdüleriyle, okyanusun ortasındakiadaya geliyorlardı ama... Olması gereken yerde adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına bırakmak zorunda kalıyorlardı.
Söz kendini toparlamaktan açılmışken soralım. Sizin hiç "kendinizi toparlayacağınız" bir adanız oldumu? Yaşamın uzun "göç yolları"nda acaba, sizinde bir yudum taze soluk alabileceğiniz, yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi sağlayabileceğiniz bir adaya sahip olabildiniz mi? Birgün yerinde bulamadığınızda ise, ona illede ulaşmak ve sığınmak için başınız dönercesine, dengeniz bozulurcasına çırpınıp kanat çırptığınız bir ada yaratabildiniz mi yaşamınızda kendinize?
Herşeyi sınırsızca paylaşabildiğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak denli güven duyduğunuz bir arkadaş, size her zaman huzur verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi? Şöyle daha bir iyi bakın çevrenize... Size gelen, size sığınan...Sizin gittiğiniz, sizin sığındığınız...Sizin bulduğunuz dostlarınızı bir düşünüverin. Sonra da bir gerçeği görüverin gözlerinizle:
Sizin durup , soluklandığınız ve kendinizi toparlayabildiğiniz kaç adanız var çevrenizde ve...
Durup, sığınmak ve kendilerini toparlayabilmek gereksinimi duyan kaç dostunuz için siz bir adasınız?
Belki ellerine kan bulaşmaz; belki gözlerini yumar, kulaklarını tıkarsın; çığlıklar parçalanır duvarlarında...
Kafanı çevirirsin yardim nidalarına ya da elvedalara...
Hiçbir şey değişsin istemezsin; yolunu tutmuş, yükünü almışsındır; paylaşmayı bilmezsin....
Kimsenin yerine koyamazsın kendini; ne anlamaya, ne anlamlandırmaya çalışmazsın bir şeyleri...
Sevgiden, aşktan, dostluktan dem vurup, ortak olmazsın sorunlarıma...
Her adım atışında çekersin kendini geri; “konuş!” derim, susarsın...
Ya düşüncelerin yoktur kendine ait, ya korkarsın düşündüklerini söylemekten...
Gerçekten var mısın, ihtiyacım olduğunda ortalıkta görünmezken...
Nasıl inanırım sana; haklıya “haklı”, haksıza “haksız” diyemezken...
Sessizlikte boğulurken sesim; ancak fısıldayarak söyleyebiliyorum: “sessizlik cinayettir!”
Gidene “gitme” diyemeyenin, gelene “hoş geldin”’i ne kadar anlamlıdır bilemiyorum.
Benim gibi konuşmayıp, benim gibi yazmayandan uzak durursam; nereye götürür beni bu tekdüzelik!
Arada bir “saçmala!” desin biri, ölçüp biçeyim, düşüneyim üstünde; onun kadar sert, onun kadar umursamaz olmayayım; içim rahat olsun “yanılıyorsun” derken ve gülümseyeyim.
Dikkatli oldugumdan dikkat isterim doğru; kaçınırim kötü söz söylemekten; anlamadan itham etmek istemem; tahammül gösteremem yargısız infazlara; her duyguma bir cümle bağlayabilirim istersem; ama öfkelenmeden yazamam, yazamam yazmasına da sövemem de kimseye...
Sessizlik izin verir karşındakine, seni dilediğince yorumlaması için...
Ve bazen, en fazla bağıranla, hiç sesi çıkmayanı ayıramam birbirinden...
Ve merak ederim: “Ne saklıyorlar benden?”
Belki gözlem yapıyorlar, belki veri topluyorlar; herkes bağırırken susmak, erdem sayılır belki; ya sessiz çoğunluğun bir parçası olmak?
Ben ağlarken gülüyorsan anlayış gösterebilirim; ben ağlarken ağlıyorsan “dostum” diyebilirim, ben kalırken gidiyorsan “korkak” sanabilirim; ben severken itiyorsan, vazgeçebilirim senden ve ben sorarken susuyorsan, katlim vaciptir demektir; ölebilirim!
Sessizlik cinayet işler bazen; ne bir tanık, ne bir kanıt bırakmaz arkasında; bazen bizim gibi sessiz, bazen tırnaklarını toprağa geçirerek, hayatımızdan çıkıp gider insanlar; bazen anlamamanın, bazen anlaşılmamanın acısını duyarlar.
Ve fark etseler de, etmeseler de, kimse güvende değildir artık; oysa, güvende olmak için tercih edilir susmak!
Ve vicdanımızın tek düşü olur; deliksiz uyumak!
Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın
Günlerdir uçurumunda
Bu kaçıncı atışım kendimi
Kollarından yalnızlığa
Bu kaçıncı dargınlık
Bu kaçıncı barışma
Belli ki
Sensizliğe sürgün artık bu gözler
Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller
Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim
Artık sana değil
Sensizliğe yaslanacağım
Hoşçakal güz çiçeğim hoşçakal
Seni artık
Göz yaşlarınla ıslanmış
Yastıklara bırakacağım
Oysa yıllarca
Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini
Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye
Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım
Ve haykırdım
En dipsiz kuyulara adını
Ezberlettim seni kurtlara-kuşlara
Sense beni sokaklara vurdun
Ve en zehir şarkılara
Bilirsin
Rüzğara bıçak
Yağmura ateş
Buluta kurşun işlemez
Sende öylesine vurdun ki beni
Artık bana
Hiçbir acı kar etmez
Neylersin
Önce melekler terk etti bizi
Sonra masmavi düşler
Öpüşler- gülüşler-çiçekler
Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların
Bundan böyle
Bizi her köşede
Bambaşka bir cehennem bekler
Sen de bundan böyle
İçi boş şarkılarla avut kendini
En ucuz aşklarla yıka kirli ruhunu
Açılırsın
Taşlar yosuna sarılır bilirsin
Sarmaşıklar duvarlara
Geceler karanlığa
Sende yalnızlığa sarılırsın
Ve kadınsın
Ağlayabilirsin gönlünce
Göz yaşların pınarlar misali çağlar
Unutma ki erkeğim ben
Ve erkekler hep yalnız ağlar.
DÖRT MEVSİM AŞK
**********************
Mevsimlik bir aşk değil bizimkisi...
Yaşayacak öyle çok yaz, öyle çok bahar var ki, kış var.. Lapa lapa yağarken
kar, etraf örtülmüşken beyaz bir örtüye, bomboş sokaklarda gezerken sadece
ikimiz, bir sıcacık öpücük kondurduğumuzda dudaklarımıza aşk yeniden doğacak
bizim için. Gözlerimizin içine bakacağız tek kelime etmeden. O an
kaybolacağız derinliklerde..
Bir bahar mevsimi gelecek kışın ardından. Her şey yemyeşil, ağaçlar çıkarmış
kışlık giysilerini, beyaz karın ardından çiçekler açmış pembe, beyaz.. El
ele gezeceğiz bu sefer kırlarda. Bir rüzgar esecek içinde aşkı bulunduran.
Üstümüzde esip geçecek, anlayacağız ki aşk mevsimi bahar. Tanımış olacağız
ilkbaharın kokusunu..
Yaz gelecek bu sefer de ilkbaharın ardından. Sıcak hava, deniz.. Aşkımızın
başlamış olduğu yaz mevsimi.. Gün batımında bir tepeye çıkacağız. Uçsuz
bucaksız deniz, denizin üstünde ateş kırmızısı güneşin yansımaları.. Yere
oturmuşuz. Başımı koymuşum göğsünün üstüne. Bir yandan kalbinin atışlarını
dinliyorum. Güneş, kızıllığıyla gömülüyor denize. Bir ezgi duyuyorum
dikkatle dinliyorum; kalbinin atışları. Bir şarkı söylüyor bana
"Kalbimdesin, sen asla yok edilemeyecek yerdesin bebeğim..."
Gece olacak az sonra. Kumsala ineceğiz gecenin ürkütücü karanlığında.
Sarılıp kapatmışız korkulara dünyamızı. Sana sarılmışım. Karşıda bir
yerlerde şimşekler çakıyor renk renk müthiş manzara bir de sevgilim yanımda
olunca doyulmaz bu gecenin tadına.. İçimden bir şarkı söylüyorum biraz
eskilerden...
"Bak yıldızlar altında gözlerimin içine
Duy! Rüzgarların bize anlattığı bir şey var.
Biz aşkı meleklerden çaldık, birbirimize sımsıkı bağlandık..."
Gerçekten biz aşkı meleklerden çalmıştık, geri vermeyi de düşünmüyorduk.
Çünkü tutkulu, çünkü aşıktık.. Ve sonbahardayız. Hüzün mevsimi sonbahar. Ama
biz hüznü yaşamamakta kararlıydık. Senden bir şey istemiştim ve tekrar aynı
şeyi istiyorum: Seninle sonbaharın en aşk dolu iki yaprağı olmayı, daha
sonraki mevsimlere çiçek olarak, yemyeşil yapraklar olarak gitmek istiyorum.
Birlikte var olmayı istiyorum, her şeyi sende yaşamak istiyorum.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız