Şuan sitede 14485 kişi var

diyadinnet tv

Türklerin Vakıf Anlayışı Dünyaya Tanıtılıyor

TURKLERIN VAKIF ANLAYISI DUNYAYA TANITILIYOR ISTANBUL (IHA) - VAKIFLAR GENEL MUDURU YUSUF BEYAZIT, "VAKIF, KISININ BIR MALI VEYA NESNEYI, YARATIKLARIN FAYDALANMASI ICIN YARATICININ HIZMETINE VERMESIDIR" DEDI.
ISLAM LITERATURUNDE VAKFIN BIR DIGER ADININ DA ALIKOYMAK, HAPSETMEK ANLAMINA GELEN "HABS VE HUBS" OLDUGUNU SOYLEYEN BEYAZIT, "ARTIK O MAL VEYA NESNE, KISILERE AIT OLMAKTAN CIKIP YARATICIYA AIT KABUL EDILDIGINDEN, INSANLARIN ONUN UZERINDE HERHANGI BIR TASARRUFTA BULUNMALARI IMKANSIZ HALE GELIR. ALINIP SATILMALARI YASAKLANIR. ISLAM HUKUKUNDA GENIS BIR YER TUTAN VAKIFLARLA ILGILI DUZENLEMELERDE, VAKFEDEN KISI, VAKFEDILEN ESYA VE VAKFIN KORUNUP DEVAM ETTIRILMESI KONULARINDA AGIR MUEYYIDELER YER ALMAKTADIR" DEDI.

Sponsorlu Bağlantılar

Türklerin Vakıf Anlayışı Dünyaya Tanıtılıyor

İSTANBUL (İHA) - Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, "Vakıf, kişinin bir malı
veya nesneyi, yaratıkların faydalanması için yaratıcının hizmetine vermesidir"
dedi.
İslam literatüründe vakfın bir diğer adının da alıkoymak, hapsetmek anlamına
gelen "Habs ve Hubs" olduğunu söyleyen Beyazıt, "Artık o mal veya nesne,
kişilere ait olmaktan çıkıp yaratıcıya ait kabul edildiğinden, insanların onun
üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunmaları imkansız hale gelir. Alınıp
satılmaları yasaklanır. İslam hukukunda geniş bir yer tutan vakıflarla ilgili
düzenlemelerde, vakfeden kişi, vakfedilen eşya ve vakfın korunup devam
ettirilmesi konularında ağır müeyyideler yer almaktadır" dedi.

Asıl amacının, başta insan olmak üzere, bütün varlıklara hizmet etmek olan vakıfların, uygarlıkların bekçileri konumunda olduğunu söyleyen Yusuf Beyazıt, "Özellikle yaratılana merhameti prensip edinen Müslümanlar, iyi olmayı, iyilik yapmayı ve iyi davranmayı erdemlerin başı saymışlardır. Daha İslamiyet'in ilk gününden itibaren, katılım, paylaşma, dayanışma, yardımlaşma ve başkalarının yardımına koşma, dini bir vecibe olarak görülmüş ve bu amaçla pek çok hayır kurumu tesis edilmiştir. Bu nedenle de İslam medeniyetinin belki de en temel karakteristiği bir vakıf medeniyeti olmasıdır" diye konuştu.

Beyazıt, yardımlaşmanın, ilk insan topluluklarından modern toplumlara kadar bir erdem olarak yaşatılmaya çalışılan sosyal ve ahlaki bir değer olduğunu vurgulayarak, "İnsanoğlu kendisinin ölümlü bir varlık olduğunu bildiği halde, ruhunun derinliklerinde daima bir ölümsüzlük inancını ve arzusunu taşımaktadır. Bu yüzden kısa süren ömründe, kazandığı servetini ve başarılarını ölümsüz kılmanın yol ve yöntemini daima araştırmıştır. Nihayet, fani olan dünya malını bakileştirmenin, geçici olanı kalıcı kılmanın ve bir anlamda ölümsüzlük hazzını tutma yolunun vakıf kurmak ve vakfı yaşatmaktan geçtiğinin bilincine varmıştır" ifadelerini kullandı.

İnsanlık tarihi kadar köklü olan vakıf anlayışına bütün dinlerde rastlamanın mümkün olduğunu söyleyen Beyazıt, hangi dinden olursa olsun, inanan her insanın, sahip olduğu nimetleri başkalarıyla paylaşarak Allah'ın hoşnutluğuna erişeceğini ve yardımlaşmanın ruha verdiği doyumsuz hazla mutlu olacağını düşündüklerini; aynı zamanda bunun ahret için önemli bir sermaye olduğuna inandıklarını belirtti.

"TOPLUMLAR KATILIM, PAYLAŞMA, FEDAKARLIKLA AYAKTA DURUR"
Yusuf Beyazıt, medeniyetlerin böylesine ulvi düşünce ve imana sahip olan yardımsever ve hamiyetperver insanların omuzlarında yükselerek insanlığa sayısız hizmetler sunacaklarını ifade etti.

Toplumların ancak katılım, paylaşma, fedakarlıkla ayakta durabileceğini belirten Beyazıt, "Medeniyetler de hep fedakarlıklar üzerine kurulmuştur. Bireylerin gönüllü katkı ve katılımı sağlanmadıkça kalıcı eserler meydana getirmek mümkün değildir. Hiç şüphesiz medeniyetlerin gelişmişlik göstergesinin en önemlilerinden birisi de sosyal yardım kuruluşlarıdır" dedi.

Beyazıt, İslam'ın başlangıcından itibaren Müslüman toplumların, dini alanda, cami, mescit, tekke, zaviye; eğitim alanında, medrese, mektep, kütüphane; sosyal alanda, hastane, bimarhane, imarethane, kervansaray, darü'l-aceze, darü'ş-şifa; ekonomik alanda, çarşı, dükkan, han, hamam, bedesten, arasta, askeri alanda, kışla, tophane, silahhane; sivil alanda, yol, köprü, çeşme, sebil, bent gibi çok çeşitli hizmet müesseseleri oluşturduklarını söyledi.

Bunların dışında pek çok alanlarda, çok farklı amaçlara yönelik vakıfların da kurulduğunu belirten Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, "Kimsesiz ölülerin defni için kabristanlar yapma; bakım evleri açmak, kuşhaneler yapmak; yaşlı ve muhtaç kölelerin, hamalların, kayıkçıların bakımı için tahsisat ayırmak; bayramlarda, mübarek Gün ve gecelerde fakirlere tatlı dağıtmak, elbise vermek; matbaanın henüz icat edilmediği dönemlerde kitap istinsah eden hattatlara Kağıt ve Mürekkep sağlamak; oyuncağı bulunmayan çocuklara oyuncak temin etmek ve vakıflar tesis etmek sayılamayacak kadar çok örnekten bir kaçıdır" şeklinde konuştu.

Beyazıt, İslam'ın zuhuruyla birlikte vakıfların da kurulmaya başladığını ifade ederek, "Hz. Peygamber'in ve ashabının çok sayıda vakıf kurduğu bilinmektedir. Emeviler devrinde kurumsallaşmaya başlayan vakıflar, Abbasiler döneminde büyük bir gelişme kaydetmiş ve bundan sonra İslam coğrafyasının muhtelif bölgelerinde yaygınlaşarak hayatın her alanını içine alan sosyal yardımlaşma kurumları haline dönüşmüştür" açıklamasında bulundu.

Özellikle Müslüman Türkler'in bu alandaki katkısının muazzamlığına değinen Beyazıt, Selçuklular ve Osmanlıların, hakim oldukları her yerde değişik vakıflar kurarak hizmet vermeye çalıştıklarını, Türkiye Cumhuriyeti'nin de değişik zamanlarda çıkardığı kanun ve kararnamelerle toplumsal dayanışmanın temelini teşkil eden vakıfların kurulup geliştirilmesini destekleyip, teşvik ettiğini belirtti.

MEDENİYETLERİN GELİŞMİŞLİK GÖSTERGESİ
Yusuf Beyazıt, 1924 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kurularak, vakıf müesseselerinin idare ve denetiminin tek elde toplandığını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kısacası, Müslüman-Türk medeniyetini, her anlamda bir vakıf medeniyeti olarak nitelendirmek mümkündür. Bugün kendi öz kültürünü yeniden yaşatmaya ve ihtişamlı geçmişini çağdaş bir yaklaşımla yeniden kurmaya çalışan Türkiye'de, bu önemli kurumun toplumumuzun gündeminde tekrar hak ettiği yere taşınması ve böylece mevcut vakıfların etkinliklerinin artırılarak değişik alanlarda yeni vakıfların kurulmasının sağlanması öncelikli bir zorunluluktur. Bunu yapmak, geçmişinize saygının gereği olduğu kadar, yurttaşlık sorumluluğumuzun tabii sonucu ve geleceğimizi teminat altına almanın icabıdır."

Yarının dünyasında, bireyin mutluluğunun her şeyin önünde geleceğini, bireyin mutluluğunun ise ancak toplumsal dayanışma, yardımlaşma ve güvenle mümkün olacağını vurgulayan Beyazıt, "Bu amaçla 2006 yılını Vakıf Medeniyeti yılı olarak ilan etmiş bulunmaktayız. Böylelikle, vakıfların kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği evrelerin ele alınması, yaşayan vakıf kurum ve kuruluşların gündeme getirilmesi, geçmişte ve günümüzde İslam coğrafyasında kurulmuş olan özellikle ve nitelikli vakıfların tanıtılması amaçlanmaktadır" diye konuştu.

Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, 2006 Vakıf Medeniyeti etkinlikleri kapsamında Osmanlı coğrafyasındaki tarihi vakıf kurum ve kuruluşlarını tanıtmayı amaçlayan programların yapılması, belgeseller, video ve DVD kasetlerin hazırlanması, yarışmalar, sergiler, konferanslar, bilimsel toplantılar, yürüyüşler ve gezilerin tertiplenmesi gibi pek çok faaliyetin planlanmakta olduğunu bildirdi.

Vakıf medeniyeti anlayışının yeniden yeşertilebildiği takdirde, insanların bireysel sıkıntılarının hafifletilip, toplumsal huzurun tesisi hedefine çok önemli katkılar yapılmış olacağına dikkat çeken Yusuf Beyazıt, görüşlerini şu sözlerle bildirdi:

"Bizim toplumumuz, kendi yaralarını kendisi saracak kadar güçlü ve köklüdür. Yeter ki bizler üzerimize düşen sorumluluğun bilincinde olalım ve onlara güven vererek yarınlara olan umutlarımızı diri tutalım."

Beyazıt, bu amaçla 2006 Vakıf Medeniyeti yılının başta Türkiye olmak üzere tüm insanlığa hayırlı olmasını dileyerek, "Bütün etkinliklerin vakıf medeniyeti algısı, vakıf ruhu ve bilinciyle gerçekleştirilerek, coşku ve heyecanla kutlanmasını diliyor, en derin sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum" dedi.

  • Tarih: 19.07.2006 Saat: 11:28 /
  • Ekleyen: admin

sponsorlu bağlantılar

Paylaşmaya ne dersin ?


Yorum Ekle

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz.


BU KATEGORİYE EKLENEN DİĞER HABERLER
  • Bu hafta 6 film vizyonda
    Bu hafta 6 film vizyonda

    İSTANBUL - Bu hafta 2'si yerli 6 film vizyona girecek. 
  • Cats Müzikali İstanbul'a geliyor
    Cats Müzikali İstanbul'a geliyor

    İSTANBUL - Dünyanın en önemli müzikallerinden olan Cats Müzikali, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi'nde izleyiciyle buluşacak. 
  • Soğuk 13 Aralık'ta vizyonda
    Soğuk 13 Aralık'ta vizyonda

    İSTANBUL - Yönetmen Uğur Yücel'in son filmi "Soğuk", 13 Aralık'ta vizyona girecek. 
  • Yılın fotoğrafları oylamaya sunuluyor
    Yılın fotoğrafları oylamaya sunuluyor

    ANKARA - Anadolu Ajansı, 2013'e damga vuran olaylara ait fotoğraflarını oylamaya sunuyor. Oylama sonucunda, AA foto muhabirlerinin Türkiye ve
  • 10 Şeker Yönetmen Aranıyor
    10 Şeker Yönetmen Aranıyor

    İSTANBUL -  Diyabet konusunda kamuoyunda farkındalığı artırmak ve tedavinin önemine dikkati çekmek amacıyla hayata geçirilen "10 Şeker
  • Kaya ve Güney'i unutmadı
    Kaya ve Güney'i unutmadı

    PARİS - Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, geçmişte Türkiye'ye değer katmış sanatçılar ve fikir adamlarının baskılar yüzünden
  • Ayas izleyiciyle buluşacak
    Ayas izleyiciyle buluşacak

    İSTANBUL - Bu hafta biri yabancı 3 film vizyona girecek. 
  • Trabzon DT'nin hedefi büyük
    Trabzon DT'nin hedefi büyük

    TRABZON - Trabzon Devlet Tiyatrosu yıllık ortalama 55 bin olan izleyici sayısını bu yıl 60 bine çıkarmayı hedefliyor.
  • Türk Kahvesinin Yolcuğu
    Türk Kahvesinin Yolcuğu

    İSTANBUL - Atatürk Havalimanı'ndaki TAV Galeri'de sergilenen ve Türk kahvesinin geçmişten günümüze hikâyesini anlatan "Türk Kahvesinin
Copyright © 2004 - 2014 diyadinnet. com Tüm Hakları Saklıdır. Diyadinnet.com 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Abone olduğumuz Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA) alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.