Şuan sitede 12585 kişi var

diyadinnet tv

Dünden bugüne insan hakları

DUNDEN BUGUNE INSAN HAKLARI INSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESI'NIN BIRLESMIS MILLETLER GENEL KURULU'NCA KABULUNUN 63. YILDONUMU, HER YIL OLDUGU GIBI YARIN DA CESITLI ETKINLIKLERLE TUM DUNYADA ''INSAN HAKLARI GUNU'' OLARAK KUTLANACAK.

Sponsorlu Bağlantılar

Dünden bugüne insan hakları

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nca kabulünün 63. yıldönümü, her yıl olduğu gibi yarın da çeşitli etkinliklerle tüm dünyada ''İnsan Hakları Günü'' olarak kutlanacak.

Yıldız Aktaş / Araştırma Haber

İnsan hak ve özgürlüklerine ilişkin ilk uluslararası düzenleme olan Beyanname, kabul edildiği 10 Aralık 1948 tarihinden bugüne, bir referans metne dönüşmüş olsa da, o noktaya varmak yüzyıllara dayanan zorlu bir süreçle olmuştur.

İnsan hakları, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle de Beyannamenin kabulünden itibaren demokrasiyle birlikte, çağın ''büyülü'' kavramları arasına girmiştir.

Bireyler için insan hakları, katı yönetimler karşısında sığınılan bir limana dönüşürken, bazı devletler insan hak ve özgürlüklerini doğrudan hiçe sayarken, bazıları da uluslararası ilişkilerde baskı aracı olarak kullanacakları politik enstrümana dönüştürmüşlerdir.

Durum böyle olunca da dünya kamuoyunun gündeminden insan hakları odaklı tartışmalar düşmek bilmemiştir.

-İlk Belge Manga Carta-

İngiltere Kralına 1215 yılında kabul ettirilen ''Magna Carta Libertatum'' (Büyük Şart) insan haklarıyla ilgili ilk yazılı belge olarak kabul edilir.

Bunun dışında, İngiltere İnsan Hakları Bildirgesi (1689), Virginia Bildirisi (1776) ve Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi (1789) bu alandaki temel belgeler arasında yer almaktadır.

İnsan hak ve özgürlüklerinin evrensel bir değer olduğuna dair algının oluşmasında, özellikle Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi-nin önemli bir yeri vardır. Bildirgede, bireyin değerli ve her yönü ile toplumun temel öğesi ve amacı olduğu fikri ortaya konmuştur.

Bildirgenin doğuşuna ışık tutan fikirler, günümüzde adı insan hakları ile anılan İngiliz düşünür John Locke'a aittir. Locke'un ''insanın tabii haklara sahip olduğunu, bu hakların da Tanrı tarafından ihsan edildiği'' görüşü, bugünkü insan hakları felsefesinin temel dayanaklarındandır.

-Milyonlar öldü, Beyanname hazırlandı-

İnsan haklarının, tüm insanlığın ortak değerleri olduğuna ilişkin bir mutabakat metnine dönüşmesi ise milyonlarca insanın ölümü ile sonuçlanan dünya savaşlarının ardından olabildi.

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye'nin de aralarında bulunduğu devletler tarafından 1945'te kuruldu. Şubat 1946'da ise BM anlaşmasının öngördüğü şekilde, insan haklarını somut içeriğe kavuşturmak amacıyla İnsan Hakları Komisyonu kuruldu. 18 aylık çalışmanı ardından hazırlanan tasarı BM Genel Kurulu'na sunuldu. Tasarı, 8 çekimser oya karşılık 48 oyla kabul edilerek tüm dünyaya ilan edildi. Bir önsöz ve otuz Maddeden oluşan Beyanname'de, kişisel ve siyasal haklar ile ekonomik, toplumsal ve kültürel haklar ayrı ayrı gösterildi.

Türkiye, Beyannameyi 27 Mayıs 1949 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul etti. Dönemin Bakanlar Kurulu'nun almış olduğu kararda şu görüşlere yer verildi: ''İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Resmi Gazete ile yayımlanması ve yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve bu beyanname hakkında Radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması.'' Ancak bu karar hiçbir zaman uygulamaya konulmadı.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, ilanıyla birlikte çok kısa sürede referans bir metne dönüşmüştü. O tarihten itibaren, insan haklarını konu edinen tüm uluslar arası kuruluş ve sözleşmeler Beyannameyi esas almaya başladı.

1949 yılında Avrupa genelinde insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla kurulan Avrupa Konseyi de bunlardan biridir. Konsey, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nden hareketle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni hazırlayarak 1953 yılında yürürlüğe soktu. Her iki beyanname de bugünkü Avrupa Birliği'nin oluşum sürecine zemin hazırladılar.

1959 yılında kurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile de insan hakları alanında yeni bir çığır açılmış oldu. AİHM ile insan haklarının uluslarüstü bir değer olduğu ve korunması için ulusları aşan bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğu ve herkesin buna hakkı olduğu net bir şekilde ortaya konuldu. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin tamamı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımaktadır.

-Türkiye'de insan hakları-

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni ilk imzalayan ülkelerden biri olan Türkiye-de, insan hakları konusu, en çok 12 Eylül askeri darbesinin ardından tartışılmaya başlandı.

1983 yılında sivil iktidarın iş başına gelmesi ve çok farklı alanlarda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının da kurulmaya başlaması, insan hakları konularının toplumun gündeminde yer almasını hızlandırdı.

Başbakan Turgut Özal'ın 1987 yılında, AİHM'ye bireysel başvuru hakkı sağlayan yasal düzenlemeyi gerçekleştirmesi, Türkiye'nin insan hakları seyrinde de yeni bir dönem başlattı.

Bir yıl sonra, o zaman ki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu'na tam üyelik başvurusunda bulunan Türkiye'de insan hakları alanında özellikle 90'lı yıllarda büyük tartışmalar yaşandı.

1999 yılında Türkiye'ye AB adaylık statüsü tanınmasıyla birlikte ise AB mevzuatına uyum kapsamında yapılmaya başlanan düzenlemelerle, insan hakları konularında, idam cezasının kaldırılması dahil birçok yeniliğe gidilmeye başlandı.

AK Parti Hükümetleri döneminde büyük artış gösteren bu düzenlemelerin en sonuncusu, 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen referandumla Anayasa'da yapılan değişiklikler oldu.

-Fevzi Çakmak'ın Başkanı olduğu İnsan Hakları Derneği-

Türkiye-de insan haklarını koruma amaçlı sivil girişimlerin ilki, 1945 yılında Ali Fuad Başgil tarafından kurulan İnsan Hakları Derneği'dir.

1946 yılında aynı adla kurulan bir başka derneğin kurucuları arasında Fevzi Çakmak, Zekeriya Sertel, Cami Baykurt ve Tevfik Rüştü Aras gibi tanınmış isimler yer aldı. Mareşal Fevzi Çakmak, ilk toplantıda bu derneğin başkanlığına seçildi.

Her iki dernek de kuruluşundan birkaç Ay sonra kapatıldı. Buna rağmen insan haklarını konu edinen derneklerin kurulması sonraki yıllarda da devam etti.

12 Eylül askeri darbesinin ardından sivil yönetime geçilmesiyle birlikte Türkiye-de, çok farklı alanlarda sivil toplum kuruluşları kurulmaya başlandı.

İnsan hakları alanında ilk kurulan dernek, bugün de mevcudiyetini sürdüren İnsan Hakları Derneği-dir (1986). Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın kuruluş tarihi 1990'dır.

Türkiye'nin bir diğer önemli insan hakları kuruluşu olan İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) de 1991 yılında kuruldu.

İlerleyen yıllarda da yine insan haklarını konu alan onlarca dernek daha kurulmuştur.

Yasama organı Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde 1990 yılında kurulan İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, kamu da dikkati çeken ilk insan hakları oluşumudur.

1991 yılında dönemin hükümeti, insan haklarına verdiği öneme dikkat çekmek için devlet bakanlıklarından bir tanesini insan hakları konularına tahsis etti.

Kamu da sonraki yıllarda her idari yapı, kendi bünyesinde insan haklarına yönelik çeşitli birimler oluşturma yoluna gitti.

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, bugün kamuda en üst insan hakları merci olarak yer almaktadır.

Vatandaşların sorunlarını iletebilmeleri amacıyla kurulan İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları ise ülke genelindeki faaliyetlerini yürütmektedir.

Ayrıca akademik dünyanın da çok yakında ilgilendiği insan hakları konusunda, birçok üniversitenin insan hakları araştırma, inceleme ve uygulama merkezleri bulunmaktadır. (A.A)

  • Tarih: 09.12.2011 Saat: 15:08 /
  • Ekleyen: admin

sponsorlu bağlantılar

Paylaşmaya ne dersin ?


Yorum Ekle

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz.


BU KATEGORİYE EKLENEN DİĞER HABERLER
Copyright © 2004 - 2014 diyadinnet. com Tüm Hakları Saklıdır. Diyadinnet.com 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Abone olduğumuz Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA) alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.